Hakkımda

Yeni Başbakan, Kürt Siyaseti ve Seçimlere Katılım Oranı


10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair pek çok yorum yapıldığı için kendimce önemli gördüğüm az sayıda konuyu içeren bir analiz yazısı kaleme almak istedim.

 

SEÇİME KATILIM ORANI DÜŞÜK DEĞİL

Önemli saydığım konuların başında seçimlere katılma oranı geliyor. Ortak kanaat katılımın olağanüstü düşük olduğu şeklinde.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım oranlarını hangi seçimlerle mukayese ederek katılımın az veya çok olduğunu söyleyebiliriz? Mesela 30 Mart 2014 yerel seçimlerine katılım yüzde 89,2 olarak gerçekleşmişti. Yaz ayı olmamasına rağmen 3 Kasım 2002 seçimlerine ilgi düşük olmuş ve katılım yüzde 79’da kalmıştı.

Katılım oranlarını analiz ederken yerel ve genel seçimlerin motivasyonlarının farklı olduğunu unutmamak gerekiyor. Yerel seçimde seçmeni sandığa taşıyacak çok sayıda unsur/konu ve aktör var. Sözgelimi, neredeyse her sokağa birkaç tane düşecek şekilde belediye başkan adayları, meclis üyesi adayları, muhtar adayları olduğu için yerel seçimler her zaman katılım açısından daha yüksek olmuştur.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım oranını genel ve yerel seçimlere değil referandum katılımlarına kıyaslamak daha doğru olacaktır.  2007 referandumuna katılım %67.49, 2010 referandumuna katılım ise %73.71 olmuştu. Bu açıdan bakılırsa 10 Ağustos’a katılım düşük değildir diyebiliriz. Elbette, Cumhurbaşkanlığı seçimi yaz ayında değil de Güz veya Kış aylarında yapılsaydı katılım bir miktar daha artabilirdi ancak esas faktör, Cumhurbaşkanlığı seçiminin karakter olarak ‘farklı’ olmasıdır.

Cumhurbaşkanını halkın seçmesi ülkemiz için yeni bir seçim şekli. Üç-dört defa yapıldıktan sonra bu seçim türüne dair seçmen reflekslerinin oturacağını öngörebiliriz. Benim tahminim sonraki CB seçimlerinde katılım daha düşük olacaktır.

 

SELAHADDİN DEMİRTAŞ’IN OYU

Selahaddin Demirtaş’ın elde ettiği yüzde 10’luk başarı Kürt siyaseti ve sol cephenin yanı sıra İslamcı siyaset için de doğru değerlendirilmesi gereken bir durum. BDP/HDP çizgisi haklar ve özgürlükler konusunu etnik ve bölgecilik dilinden kurtarıp Türkiye geneline hitap edecek şekilde evrenselleştirebilirse oyları artmaya devam edecektir. Kürt siyaseti bu ışığı yakalayabilirse Türkiye için de kazanç olacaktır.

 

YENİ BAŞBAKAN KİM OLACAK?

Recep Tayyip Erdoğan’ın halkın ve AK Parti tabanının karşısına “Yeni genel başkan ve başbakan şu kardeşim olsun” diye çıkarabileceği çok sayıda isim var. Dolayısıyla sürprizlere hazır olmak lazım. ‘Yeni Türkiye’ aynı zamanda ‘Yeni AK Parti’yi de çıkaracak. Yeni Ak Parti ise, hemen bugün-yarın değil önümüzdeki bir yıl içinde şekilleneceğe benziyor.

Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AK Parti sözcüleri son birkaç yıldır tüm konuşmalarını “Yeni Türkiye” ve  “Medeniyet” metaforu üzerinden gerçekleştirdi. Son yerel seçimler ile Cumhurbaşkanlığı seçimleri de aynı konsept üzerinden tanımlandı. ‘Yeni Türkiye’nin yeni ekonomi, yeni siyaset, yeni dış politika gibi 3-4 tane ayağı var. Yeni ekonomi üretim, ihracat ve istidama dayanıyor. Yeni siyaset, anayasa başta olmak üzere siyasi ve hukuki reform anlamına geliyor. Ayrıca Alevi-Sünni gerilimin çözülmesi, Çözüm Sürecinin ve Ermeni açılımın ilerletilmesi de yeni siyasetin konularından. Yeni dış politika ise Ortadoğu ve Balkanlar başta olmak üzere Türkiye’nin bölgede ve dünyada yeni bir dönem inşa etmesi demek. 

Bir vatandaş olarak benim tercihim yeni başbakanın bu konularda başarı sağlayacak birisi olmasıdır. 

*

Tayyip Erdoğan bir defa daha başardı. Başarılı bir seçim kampanyası yürüttü. Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı hayırlı olsun. 12. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a başarılar diliyorum. Güzel işlerinde Rabbim yardımcısı olsun. Hatalı işleri az, hayır işleri çok olsun.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir