Hakkımda

Türkiye’nin Kararı Tekrar Seçim

Bu yazı 16 Ağustos 2015’te Yeni Şafak’ta yayımlandı.
http://www.yenisafak.com/hayat/turkiyenin-karari-tekrar-secim-2224872

 

Seçimin ışıkları ufukta belirdi. Koalisyon görüşmelerinde neler olduğunu merak etsek de birkaç gün içinde gündemimizden bu konu çıkacak. Yine de tarihe kayıt düşmek için konuyu tartışmak gerekir.

 

KOALİSYON NEDEN OLAMADI?

2015 seçimlerinde ortaya çıkan sonuçlar, 1970’lerdeki bir seçim sonucu olsaydı, doğal bir yönelim olarak koalisyon çalışmalarına başlanır, kısa sürede de koalisyon hükümeti kurulurdu. Koalisyonun kurulamayışını, koalisyon mefhumundan partiler ve toplum olarak uzaklaşmamıza bağlıyorum. Genç seçmenlerin çoğunluğu herhangi bir koalisyon hükümeti döneminde yaşamadı. 2002’den bu yana koalisyon hükümeti görmedik. 12-13 yıldır sadece AK Parti’nin tek başına iktidarını yaşamış olmakla birlikte koalisyonsuzluğu CHP, MHP HDP’liler de büyük ölçüde içselleştirmişti. Öyle ki, AK Parti’ye oy vermemiş seçmenlerin bir kısmı bile teorik olarak tek parti iktidarına karşı olmayı sürdürmenin yanında koalisyon hükümetlerinin yol açtığı zafiyetlerle karşılaşmamayı önemsiyorlardı.

Koalisyon olgusundan uzaklaştığımızın en büyük delili, 7 Haziran gecesi seçim sonuçları belli olmaya başlarken partili-partisiz birçok insanın yeni bir seçimi telaffuz etmesidir. Bu analize, MHP, CHP, HDP’nin muhalefet partisi olmayı aşırı kabullendiğini ve iktidar olmaktan ürker hale geldiğini de ekleyebiliriz. Bu cümle biraz gerçek, biraz ironidir elbette.

 

KOALİSYON GÖRÜŞMELERİ KARNESİ

HDP, PKK’nın yeni şiddet dönemine karşı durmayarak ve keskin açıklamalarla kendini koalisyon denklemi dışında bırakarak, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortaya koyduğu soft siyasetten hızla uzaklaştı. Koalisyon görüşmelerinin uzlaşı kültürü bakımından karnesi en zayıf parti HDP’dir. Koalisyona açık duruş sergilemek HDP için doğru bir siyaset olacaktı.

MHP, seçim akşamından itibaren süreci agresif yürüttü. Kendini ana muhalefet olarak şartlandırdığı için AK Parti-CHP koalisyonu için adeta dua etti. “Partiler iktidar olmak için kurulur” prensibini MHP uzun zamandır “Bazı partiler muhalefette kalmak için her yolu dener” şeklinde uyguluyor. MHP’nin de koalisyon görüşme karnesi zayıf.

CHP’nin ilk andaki tavrıyla Davutoğlu’nun CHP’ye koalisyon teklifi götürmesiyle başlayan süreçteki tavrı farklı oldu. İlk dönem için uzlaşı kültüründen uzak tutum gösteren CHP sonraki dönemde daha makul ve beğenilen bir davranış sergiledi. CHP bu tutumuyla seçimlerde HDP’ye doğru kayan ‘ana muhalefet’ algısını da kurtarmış oldu.

Tabanındaki “Koalisyona hayır, hele CHP ile hiç istemiyoruz” eğilimine rağmen görüşmelerin en başarılı partisi AK Parti oldu. Ahmet Davutoğlu’nun tüm partilerle görüşeceğini ilan etmesi uzlaşıdan yana olunduğunu gösteren ilk işaretti. AK Parti; MHP, CHP ve HDP ile görüşmenin yanı sıra teşkilat kademeleri, STK’lar ve kanaat önderleriyle seçimi ve koalisyon ihtimallerini değerlendirdiği görüşmeler yaptı. AK Parti ve CHP’nin koalisyon görüşmelerinde ortaya koyduğu uzlaşının sürmesini, tüm partilerimizi içine almasını diliyorum.

 

BİR DAHA SEÇİM

Seçim artık kapıda; azınlık hükümetiyle veya anayasanın ilgili maddesi çerçevesinde seçim süreci başlayacak. Belki Aralık’tan önce, belki Nisan-Haziran 2016 arası sandık başındayız.

Mevcut şartlara bakarak 3-4 ay içinde yapılacak bir seçimde meclis aritmetiğinin ‘ciddi oranda’ değişmeyeceğini düşünebiliriz ama sürecin seçmeni etkileyecek durumlar doğurma ihtimali de mümkün.

Hem AK Parti’nin tek başına iktidar olması için az bir oy yükselmesine ihtiyacı var. Ancak az farkla elde edilecek tek başına iktidar, risk taşıyacak ve endişelerin tasallutunda olacaktır. Onun için her partinin özellikle de AK Parti’nin seçimi ciddiye alması şart.

 

AK PARTİ NE YAPACAK?

14 Ağustos 2001’de kurulan AK Parti bu sene 14. yılını geride bırakıyor. Girdiği her seçimden birincilikle çıkan AK Parti 2002’den bu yana ülkemizi tek başına yönetiyor. Kimi yöneticilerinin özeleştirilerinde de görüldüğü gibi tenkit edilecek icraatları olmakla birlikte AK Parti hükümetleri özgürlük, insan hakları ve demokratikleşmede Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti oldu. Partinin doğal lideri Recep Tayyip Erdoğan, değişimci kimliğiyle oligarşiyi çözdüğü gibi ulaşımdan teknolojiye, eğitimden sağlığa kadar dev icraatlar ortaya koydu. Öyle ki, zaman zaman kendisine oy vermeyenlerin bile duasını ve beğenisini kazandı. Diğer partiler çok iyi vaatlerde bulundukları için değil AK Parti bir anlamda, kendi yükselttiği çıtayı aşamadığı için son seçimde hedeflediği oya ulaşamadı.

AK Parti yeni seçim dönemini, tek başına iktidara ulaşma ve yeniden milletin gönlüne girecek şekilde değerlendirmelidir. Sadece tabanını konsolide etme (keskinleştirme) ile değil toplumun tüm kesimlerine ulaşacak frekanslarla bu sağlanabilir.

Haziran 2015 seçim kampanyasının aksine AK Parti yeni seçimde muhalefetin oluşturduğu vaat ve polemik gündemine takılmadan, gençler başta olmak üzere insanımızın geleceğe ümitle bakmasını sağlayacak söz ve projelerle kendini göstermelidir.

Siyaset için şimdi yeniden çalışma zamanı. Yollara düşme, sokakları arşınlama, seçmenle buluşma, milletin aklına ve kalbine hitap etme vakti.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir