Hakkımda

Siyasetçinin “söz” sorumluluğu

Dünyada sürekli eksilen şeylerden biri de “söz”ün asaletidir.

Söz, kalbin ve gözün ameli olması gerekirken sadece aklın ve dudağın eseri haline dönüşmeye, heva ve hevesin tercümanı olmaya başladı. Siyasetin de zaaf noktalarından biri “söz”dür. Siyasetçi “söz”ün sahipliğini hızla yitiriyor nedense.

Hâlbuki sözü eksik ve değersiz olanın, sözü asil söylemeyenin ve sözü ayağa düşürenin kalpte yeri olmaz. Kalpte olamayan da insana yüktür, eziyettir.

Sözün gücünü eritenlerin başında “yalan” gelir. Yalan çoğaldıkça söz azalır ve ağızdan çıkan cümleler lafa, lakırdıya dönüşür.

Sahabeden Safvân İbnu Süleym radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü! dedik, mü’min korkak olur mu?” “Evet” buyurdular. “Pekiyi cimri olur mu?” dedik, yine: “Evet” buyurdular. Biz yine: “Pekiyi yalancı olur mu?” diye sorduk. Bu sefer: “Hayır” buyurdular.”

Allah’ın Adem’e ilk öğrettiği “söz”dür, mağarada Hazret-i Muhammet’ten okuması (ikra) istenilen şey de “söz” idi.

Yalan ve gevezelik sözü kıymetsizleştirirken; sükût, hikmet ve doğruluk sözü değerlendirir.

Kalpten doğan söz ağırdır, vakurdur, latiftir ama dudak ucundan çıkan söz hafiftir, sıradandır, zayıftır.

Söz, güven kaybederse dostluk, arkadaşlık, vefa azalır. Sözün değeri azalırsa huzur, bereket, neşe de eksilir.

Halka göre, siyasetçinin sözü geçersiz akçeye dönüşmüş. Onlara göre siyasetçi kürsüde bol keseden konuşur inince unutur, alkışı duyunca sözünü abartır icraata gelince cimrileşir, sözünü tartmadan söyler sonra yanlış anlaşıldım der, vaadini yerine getirmez ama yüzü kızarmadan tekrar vaatte bulunur.

Bunun için herkesin bir beklentisi var siyasetçiden. İsteklerin hepsi “söz”de birleşiyor. Doğru, dürüst, samimi, riyasız, hesapsız söz duymak istiyorlar.

İnsanlar; siyasi liderler sözlerini kıymetlendirsin diyorlar.

Sözü ayağa düşürmesin, içine yalan, riya, kibir, kabalık katmasın, yapamayacağını söylemesin, söylemişse yapsın istiyorlar. İstiyorlar ki, söz ağızda gevelenmesin,  tam söylensin ve kitabın ortasından konuşulsun.

Yeni dönemlerin eşiğindeyiz. Siyaset dünyasında sözün asaletini sağlamada deniz feneri olabilme cesaretini gösterenler; halkın da feneri, yıldızı, lideri olacaktır.

Siyasetin itibarı ve etkinliği de siyasetçinin sözünü değerli hale getirmesiyle yeniden başlayacaktır. Söz değerine kavuşursa güven gelecek, kalpten kalbe giden yol genişleyecek ve bereket çoğalacaktır.

Bize, bu coğrafyaya ve tüm insanlığa duru bir siyaset ve duru bir söz lazım.

 *

Yazı ilk olarak 23.10.2002’de Milli Gazete’de yayınlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir