Hakkımda

Darbe ve İşgallere Karşı Ortak Coğrafya Bilinci

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluş yıldönümünde canlı yayın bağlantısı ile AK Partili yöneticilere şöyle konuşmuştu: 15 Temmuz’a kadar AK Parti’ye oy verenlerden aldığınız güçle tüm Türkiye’ye hizmet ettiniz. 15 Temmuz’dan sonra ise hangi partiye oy vermiş olursa olsun milletin tamamına karşı kayıtsız şartsız sorumluluğunuz var. Bu millet, ülke, devlet, bayrak, ezanlar varsa biz varız. 15 Temmuz’da hepsine birden saldırdılar. Hiç birimiz 15 Temmuz öncesi gibi davranamayız. En başta cumhurbaşkanı olarak ben davranamam. Türkiye’nin son 14 yılının sorumluğunu üstlenmiş iktidar partisi olarak AK Parti böyle davranamaz. Muhalefet partilerinin aynı anlayışta olduğuna bu süreçte şahit oldum. Sivil toplum kuruluşları, medya, meslek örgütleri, farklı meşrepler ve ekollerin temsilcisi grupların aynı anlayışta olduğunu ümit ediyorum.” 

Darbe karşıtlığı ortaklaşması, son 40-50 yıldır milletçe ulaşabildiğimiz en geniş birlik. Bu birlikte dindar, laik, sol, sosyalist, liberal, milliyetçi ve diğer siyasi cephelerden; Türk, Kürt, Arap gibi etnik yapılardan; Alevi-Sünni gibi farklı inanç gruplarından vatansever özgürlükçüler var. Hatırlayalım, 15 Temmuz akşamına ciddi boyutlara varan siyasi-sosyal yarılma ve kutuplaşma ile girmiştik. Siyasetçilerimiz pek çok konuda kavgalı hale gelmişler, olması gereken asgari iletişim dip yapmıştı. Şükür ki, siyasi kutuplaşmaya rağmen o gece emperyalist işgalci terörist darbeye karşı bir olabildik.

Düşmana karşı sergilenen birlik, ülkemiz ve bölgemiz için yeni bir dönemin başlangıcı olmalıdır. Bunun için 15 Temmuz ile birlikte oluşan darbe karşıtlığını geliştirmede hepimize görev düşüyor. En çok da Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a, Başbakanımız Yıldırım’a, CHP ve MHP genel başkanlarına görev düşüyor. HDP’li Demirtaş’ı bu listeye dahil etmek isterdim, keşke IŞİD kadar PKK terörüne de hayır diyebilse. Bunun yanı sıra unutmamamız gereken bir şey var: 15 Temmuz gecesi, partileri farklı Kürt kardeşlerimiz, Hakkâri, Van, Diyarbakır ve diğer illerde darbeye birlikte hayır dediler. Çünkü 15 Temmuz darbe girişimi, içimizden birilerine değil hepimize yönelmiş bir işgal hareketiydi.

Emperyalistler ve terör örgütleri, zaman zaman birimize dost diğerimize düşman gözüküyorsa, bu durum konjonktüreldir; o anki stratejileri gereğidir. Emperyalistler ve teröristler hiç birimize dost değil. Şimdi bu düşmanların arasına FETÖ Diasporası da katıldı.

Ülkemiz için söylediklerimizi genişleterek coğrafyamız için de düşünmeliyiz. Afrika, Asya, Ortadoğu ve Balkanlar… Bu coğrafyalar emperyalistler, teröristler, işgalciler için aynı anlama geliyor. Türkler, Araplar, Kürtler, Ermeniler, Boşnaklar, Arnavutlar, Çerkezler… İşgalci emperyalistler için buralarda yaşayan hiç kimse onlar için dost değil. Onlara göre, Ortadoğu ve komşuları sürekli demokrasi götürülmesi gereken, istenildiğinde işgal edilmesi gereken, silah satışları için savaştırılması gereken, bazen darbe ile hizaya sokulması gereken, hiçbir şey olmasa işbirlikçi bir kukla ile yönetilmesi gereken ülkeler.

“Coğrafya kaderdir” sözünü Ortadoğu, Afrika, Asya ve Balkanların tüm gençlerine, kadınlarına, çocuklarına, adamlarına anlatmalıyız. Coğrafyamız ortak, kaderimiz ortak, düşmanımız ortak. Hepimizin düşmanı, bu coğrafyayı sömürülecek yerler gören silah tüccarlarıdır, emperyalistlerdir, teröristlerdir, işgalcilerdir. Ortak coğrafyamızı koruyalım, birbirimize göz kulak olalım, kendi sorunlarımızı kendimiz çözelim.  

 

22 Ağustos 2016’da Yeni Birlik’te yayınlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir