Hakkımda

Operasyonlar ve Üç Dönem Kararı

Gezi olayları sürerken AK Partili pek çok arkadaşımın, ‘üç dönemle ilgili kararın gözden geçirilmesi’ konusunda kendi aralarında sohbet ettiklerine sıklıkla şahit olmuştum. Hatırlarsınız, TV ekranlarında  Başbakan’a konuya dair zaman zaman sorular soruldu. Başbakan her defasında üç dönemle ilgili kararın arkasında durdu, bazen de sert ifadeler kullanarak kendisinden sonra da bu prensibin delinmemesi gerektiğini söyledi.

“Üç dönem sınırlaması” parti içi değişim, demokratik yükselme, siyasetin statükoya karşı kendini yenilemesi bakımından önemli bir prensip. Başka partilere ve kurumlara da örnek olan bu prensipten dolayı AK Parti ciddi övgüler aldı. AK Partililerin, diğer partilerle aralarındaki farkları anlatırken verdiği örnekler arasında “üç dönem prensibi” sürekli vardı.

AK Parti içinde ve kamuoyunda ‘Üç dönemle ilgili kararın gözden geçirilmesi’ tartışmaları MİT Krizinde başlamış, Gezi olayları ile tırmanmış, ODTÜ olayları ile sürmüştü. Dershane tartışmaları ve en sonunda 17 Aralık operasyonlarıyla birlikte, kulislerin en çok konuşulan konularından birisi yeniden ‘üç dönem meselesi’ oldu. Buna paralel olarak AK Parti tabanında “Başbakanımız, hiç olmazsa kendisi için üç dönem şartını kaldırmalı” talepleri de yoğunlaşmaya başladı.

Daha ilginç olanı, Başbakan Erdoğan’ın 21–22 Aralık tarihinde Ordu ve Giresun’a yaptığı gezinin medya yansımalarının tamamında “17 Aralık operasyonunda yaşanan gelişmeler sonrası devletin içindeki çeteleri yok etmek için Başbakan’ın 3 dönem kriterini kaldıracağı belirtiliyor.” cümlesinin yer almasıydı. Haberde “belirtiliyor” deniyor ancak ifade herhangi bir kişiye veya araştırmaya dayandırılmamıştı. İlgili cümlenin Sabah’tan Zübeyde Yalçın imzalı bir haberde ilk defa kullanılmış olmasının dışında bir ‘kaynak’ bilgisine de ulaşamadım.

“Başbakan’ın 3 dönem kriterini kaldıracağı belirtiliyor.” şeklinde haberlerden sonra kamuoyunda üç dönem meselesi daha yoğun şekilde tartışılacaktır. Bu tartışmalara paralel olarak parti tabanında ve sempatizan kitlede “Üç dönem uygulanmamalıdır” veya “Hiç değilse Başbakan kendisi için üç dönem şartını kaldırmalıdır”  taleplerinin artacağını, Başbakan’a yoğun baskının olacağını tahmin edebiliriz.

Bu aşamada, 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesine giderek yaşanan benzer durumu hatırlamakta fayda var. Başbakan Erdoğan’ın 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olacağı ve köşke çıkacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Bu konuda geniş bir konsensüs ve beklenti oluşmuştu. Ancak, kısa sürede öyle bir kamuoyu oluştu ki,  AK Parti teşkilatları adeta “Başbakanım, köşke çıkma, Başbakanlığa devam et” kararında birleşti. Başbakan Erdoğan, bunun üzerine kamuoyu anketleri yaptırdı, teşkilatlar ve milletvekilleriyle bir dizi görüşmeler yaptı. Günlerce bu mesele konuşuldu.

Mesela, 15 Nisan 2007 tarihinde Radikal’de yayınlanan Nazif İflazoğlu imzalı haberde şu bilgiler yer aldı.

“Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin adayını belirlemek üzere AKP içi ve dışından görüş alma sürecini sürdüren Erdoğan, zor bir kararla karşı karşıya kaldı. Milletvekillerin ağırlıklı bir bölümü Erdoğan’a ‘Köşk’e çıkın telkininde bulundu. Erdoğan’ın adaylığı konusunda yaptığı eğilim yoklamalarındaysa farklı bir görüş ortaya çıktı. Teşkilatlar yüzde 70 oranında, vatandaşlarsa yüzde 50 oranında “Çıkma, Başbakan kal” dedi.”

Başbakan Erdoğan, şu anda tarih ve adını hatırlayamadığım bir TV programında, Cumhurbaşkanlığı meselesi konuşulurken, “Cumhurbaşkanlığına neden aday olmadınız” şeklinde soruya, “Teşkilatım istemedi” diye cevap vermişti. Recep Tayyip Erdoğan’ın 2007’de Cumhurbaşkanı olmamasının tek gerekçesi, AK Parti teşkilatlarının kendisini köşkte değil konutta istemesi olmasa da, teşkilatın böyle bir talepte ittifak etmesi ve talebinde ısrar etmesi önemli bir sebepti.

Benzer bir durum yaşanacak mı, bunu bilmiyorum. Ama bu konu üzerine mercek tutmanın gerekliliğine inanıyorum.

MİT Kriziyle başlayan ve 17 Aralık’la zirve yapan kaos sürecinin etkisiyle, AK Parti teşkilatlarının “Başbakanımız, üç dönem kararını gözden geçirsin” şeklinde bir talep etrafında birleşmesini ilk başta samimi ve çözümcü bir sosyal refleks olarak görsem de, karşı dinamiklerin mezkûr kamuoyunun oluşmasında etkisi var mı diye düşünmekten kendimi alamıyorum.  Çünkü , üç dönem kararının uygulanması veya uygulanmaması pek çok alanı, konuyu, süreci, kişiyi etkileyecek. Mesela, başından itibaren “Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmamalıdır” diyenler, böyle bir kamuoyunun oluşmasında nerede duruyorlar, etkileri var mı?

Bu süreçlerde, parti tabanının, Erdoğan’ın rahat karar almasını sağlayacak bir esneklikte olması gerekir.

Millet egemenliğine dayalı demokratik siyasetin kalıcı şekilde güçlenmesi ve her türlü vesayete karşı durabilmesi için ne yapmalıyız?  Bu soruyu bundan sonra daha sık sormalıyız ancak şu an daha acil olan soru şu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üç dönem kararını gözden geçirecek mi?

Şimdi elimizde dört şıklı bir soru var. a) Evet, kararı herkes için kaldırtacak. B) Evet, kararı sadece kendisi için kaldıracak. C) Evet, kararı kendisi ve sınırlı bir grup için kaldıracak. D) Hayır, üç dönem kararı aynen uygulanacak.

Sizce Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üç dönem kararını gözden geçirecek mi? Soruya cevap ararken kafanızda on tane tilki dolaşıyor olabilir, on birincisi ise erken seçim ihtimali olsun.

Bana sorarsanız, üç dönem prensibi kaldırılmadan -Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına çıkışını engellemeyecek şekilde- stratejik bir yol tayini yapılmalıdır.

Allah siyasetçilere ve milletimize kolaylık versin.

*

Yazı 22 Aralık’ta yayınlandı. 8 Ocak’ta ilavelerle yeniden düzenlendi.

5 yorum

  1. Ayşe Bilir

    Başbakanımız üç dönem kararını uygulasın. Onu Cumhurbaşkanı görmek istiyoruz.

  2. Süleyman Bayraktar

    3 dönem kararını kaldırmak “Bu zorluklarla sadece ve sadece Tayyip bey başa çıkabilir o giderse her şey biter” anlamına gelir ve bu uzun vadede dindar kesimi siyaseten sıkıntıya sokar. Oysaki siyasi alanda dindar kesim bir kişiye bağlı olmamalıdır bu kesimde her zaman her dönemde sorumluluğu alıp işin altından kalkacak kadrolar her zaman vardır. Biz kişilere değil ilkelere bağlı bir anlayış oluşturmalıyız.

  3. Sinan ÜNER

    Bunun cevabını yazınızı okuduktan sonra bir çırpıda verebilmek bana göre biraz “cevap vermiş olmak için vermek” gibi birşey olur. Bu nedenle de “üç dönem kararı”nı enine boyuna düşünmekte fayda var. Yazınıza, yazınız kadar hacimli bir yorum yapmak da doğru değil tabi ki Kanaatime göre Tayyip bey üç dönem kararını uygulayacak. Belki “eşbaşkanlık” modeliyle partiyi yine elinde tutacak, belki buna benzer bir çözüm ya da formül aranacak ama yine üç dönem uygulanacaktır diye düşünüyorum. Çünkü yaşananlar ne olursa olsun, demokrasinin gelişmesi, yeni insanların siyasette önlerinin açılması açısından bu bir kırılma ve dönüm noktası olacaktır. Eğer gerçekten hedeflenen buysa uygulanması da gerekir. Belki örnek birebir örtüşmeyecek ama; sigarayı bırakan bir insan, bir tartışma neticesinde çok sinirlendiği bir anda ya da çok sevdiği bir yakınını kaybettiği anda çok üzgün olduğunda, hemen yanındakine “bir sigara verir misin?” demeyi aklından geçirip de, hayır ben sigarayı bıraktım, içmeyeceğim diyebildiği anda kazanmıştır, aksi durumda sonuç malum olur. Bu nedenle son söz diyorum ki; Tayyip bey teşkilatlar istiyor olsa da üç dönemi uygulayacaktır, bence de uygulamalıdır.
    NOT: Yazı facebookta paylaşıldığında altına yapılan yorumum buraya taşınmıştır.

  4. hamit bayezit

    Üc dönem şartı bozulursa halkımızın buna tepki si olur, Ak Parti şu an ki oy oranlarını alamaz. Bence milletimizde algıda yorulma başladı belki bir dönem ara verip tekrardan dönerse daha etkili olur. Sürekli ayni liderler yorar. Tabii muhalefete kendini degistirirse bu sureç felaket le sonuçlanır sanki tüm planlar ak parti hiç kaybetmeyecek tezi üzerinde çalışılıyor. Sanki muhalefet hiç hesaba katılmıyor bu millet Ecevit’i kaç kere iktidar etti. Bu seçimde oy kullanmayan insanlarımız da artış olabilir, bu da demokrasimiz için sıkıntı verir.

  5. Harun Tanrıtanır

    Eğer ulus devlet statüsünün ötesine geçip büyük devlet olmak ise temel amacımız ”ki işe bu boyuttan bakamayan ak partililerin önce bunu idrak etmesi gerekiyor” evvela devlet sistemini hükümet devlet ayrımı sağlanmış hale getirip. Bir büyük devlet hangi tür yönetime ihtiyaç duyuyor ise yönetimi o formata taşımak gerekmektedir. Sistemi revize etmeden Erdoğanın olması gereken statüyü tartışmak gereklidir belki ama milli hedeflerimiz açısından eksiktir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir