Hakkımda

İdam ve kısas; adalet mi, intikam mı?

Başbakan Erdoğan’ın idam cezasını gündeme getirmesinin, Öcalan’ın idamına matuf olmadığını söyleyebiliriz. ‘Öcalan’a idam’ talebi olanlar bu sözlerle ümitlenmiş olsa da, kamuoyu büyük çoğunlukla bunun mümkün olamayacağını düşünüyor. Başbakan’ın idamı tartışmaya açmasının iki gerekçesi olabilir;

Bir: İdam cezası özellikle seri katiller ve tecavüz yoluyla ölüme sebep olanlar için geri gelsin. Bunun için, tartışmalarla kamuoyu idam meselesine hazırlansın.

İki: PKK ve BDP’nin açlık grevlerine karşı, idam cezasının yeniden yasalaşmasıyla ilgili talepler belirginleşsin. Böylece, Oslo benzeri yeni bir süreçte devlet, örgütün karşısına güçlü otursun.

Başbakan, kendi gerekçesini açıklamadığı sürece, onun niyetini doğru tahmin edemeyiz. Ancak, yukarıda saydığım iki gerekçe, tartışmayla başlayacak bu sürecin kısmi sonuçları olarak da karşımıza çıkabilir.

 

İdam isteyen ve istemeyenlerin referansları

Anketler ve son dönemde gelişen kitlesel tepkilerden, muhafazakâr, milliyetçi ve dindarların çoğunluğunun, idamın yeniden yasalaşmasını istediğini anlıyoruz. Liberaller, sosyalistler ve İslamcıların bir kısmı da idama karşı olduklarını söylüyorlar. Her grubun duyarlılık konuları farklılık gösterse de, PKK’nın katliamları ile tecavüzlü ölümlerin arttığı dönemlerde, idam talebinin kampanyaya dönüştüğüne şahit oluyoruz.

İdamı bir ceza olarak isteyenlerin en önemli dayanağı Kur’an-ı Kerim’deki ‘kısas ayeti’ ve konuyla ilgili diğer ayet ve hadislerdir. Bu konuda şu ayetlere bakılabilir; Maide Suresi 32, Bakara Suresi 178 -179, İsra Suresi 33 ve Şura Suresi 40.

Az sayıda farklı yorum olsa da, ilgili ayetlerde, kasten (taammüden) insan öldürme suçunun –af özendirilerek- cezasının kısas yoluyla ölüm olduğu açıktır.

Kadim tarihi ve dini referanslara yaslanması idamın günümüzde de talep edilmesinin psikolojik zeminini oluşturmaktadır. İdama konu olması istenen suçların azalacağına inanılması da bu zemini güçlendirmektedir.

 

İdama karşı çıkanların söylediklerini de şöyle özetleyebiliriz;

1- Cezadan maksat caydırıcılılık ve suçluyu topluma kazandırmaktır. Veriler, ölüm cezasının böyle bir işlevi olmadığını göstermektedir.

2- İdam, devletler tarafından zaman zaman siyasal – etnik bir düşmanlık aracı olarak kullanılmakta ve giderek devletin bireye karşı intikamına dönüşmektedir.

3- Hukuki süreçte meydana gelen bir hatanın telafisi bulunmamaktadır. Nitekim Amnesty verilerine göre, ABD’de 1973 – 2004 yılları arasında 113 idam mahkûmu, masum olduklarına dair kanıtlar ortaya çıktığı için serbest bırakılmıştır.

Yukarıda dile getirilen bu gerekçeler son derece makul ve dikkate alınmayı hak edecek niteliktedir.  Özellikle 2. ve 3. numarada yer alan hususlar, muhafazakâr ve İslamcı camianın, Türkiye’ye dair tarih analizlerinde farklı şekillerde yer almıştır. Cumhuriyet tarihi, idam cezasının devlet tarafından nasıl da ideolojik bir araca  (siyaseten katl) dönüştürüldüğünün örnekleriyle doludur.

 

Bazı sayısal veriler

Veriler doğru ise, 2008 yılında Çin’de 5 bine yakın kişi, İran’da 500’e yakın kişi, Suudi Arabistan’da da 120’ye yakın kişi idam edilmiş.

2006’da ise Pakistan’da 217, Irak’ta 110 kişi idam edilmiş. Hands Off Cain’in raporuna göre de, 2011 yılında tüm dünyada yaklaşık 5 bin kişi idam edilmiş.

Sanıldığının aksine ABD, idam cezasına sık başvuran ülkelerden biri değil.

Türkiye’de ise, 12 Eylül idaresi 50, 12 Mart idaresi 17, 27 Mayıs idaresi 3 idam gerçekleştirmiştir. Veriler kesin olmamakla birlikte; 1920 –1961 arası 11’i İstiklal Mahkemeleri tarafından olmak üzere toplam 16 milletvekilinin idamı, İzmir Suikastı sonrası 14 idam, Şeyh Sait İsyanı sonrası 47 idam söz konusudur. 1920 – 1984 arası TBMM ve İstiklal Mahkemeleri tarafından uygulanan infazlarla ilgili en düşük 3–5 bin rakamı telaffuz edilmektedir. Osmanlı dönemine dair ‘kardeş katli’ meselesine kısmi itirazlar da ortadadır.

 

İdam mı, Kısas mı?

Türkiye’nin yüz yıllık tarihinde kaç idam cezası “kısas” gereğidir, kaç tanesi devleti korumak ve resmi ideolojiyi oturtmak içindir? Çin’de idam edilen 5 bin kişiden kaçı adalet amaçlı infaz edilmiştir? Soruları çoğaltabiliriz.

Kısası savunanların, öncelikle devletin gücünü koruma ve sistemi tesis etme aracına dönüştürülmüş idam – ölüm cezasını savunur duruma düşmekten kendilerini korumaları gerekir.

 

Sonuç Olarak

1- Kısası “bir suç işleyenin aynı cinsten bir ceza ile cezalandırılması = ödeşme” olarak tanımlayabiliriz. Sadece ‘kasten insan öldürmek’ değil, başkasının hukukunu ilgilendiren suç – ceza için de aynı kavram kullanılmaktadır. Bu haliyle kısas; İslam açısından şahsî şikâyete bağlı bir ceza olup amme hukuku ile direk ilişki içinde değildir.

2- Suçları azaltıcı yönünün olacağına dair beklenti olsa da, kısas öncelikle ‘adalet’ amaçlı bir cezadır. Dolayısıyla, “ölüm cezasının caydırıcılık vasfı yok” denilmesini doğru veri olarak kabul etmek ve nedenlerini araştırmak gereği yanında, Kur’anın konuya öncelikle ‘adalet’ merkezli yaklaştığının altını çizmek gerekir.

3- Kısas ayetlerinde iki husus dikkat çekicidir. Birincisi, kısas isteyenin isteğinde haddi aşmaması, ikincisi ise kısas hakkından vazgeçişin açıkça tavsiye edilmesi.

4- Ayetlerde, kısastan vazgeçmeye dönük tavsiyelerin yanı sıra, İslam Hukukçuları da kısas yoluyla ölüm cezasının uygulanabilmesi için ciddi şartlar ortaya koymuşlardır.

5- Kısas hakkından vazgeçişin teşviki, çok sayıda şarta bağlanışı ve tarihte az uygulanışı göz önüne alındığı zaman, kısas yoluyla ölüm cezasının, istisnaen uygulanan ceza” olduğu düşüncesi güçlenmektedir.

Okumalarımdan vardığım sonuç şudur: Kısas vardır. Onda insanlık için adalet ve hayat vardır. Sık başvurulacak bir ceza olmayıp istisnai bir nitelik taşımaktadır. Amaç devlet, yöntem intikam değil; amaç insan, yöntem ise adalettir. İdam ve kısas farklılıkları olan ceza şekilleridir.

Zaten, istisnai bir uygulama olması gereken kısas yoluyla ölüm cezasının, defalarca uygulanma durumu ortaya çıkıyorsa, gündeme getirilecek öncelikli konu, bu suçların neden istisnai olmaktan çıkıp olağan hale dönüştüğüdür.

 

Yazı, Radikal Gazetesi’nde yayınlandı. http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1111114&CategoryID=99

 

 

1 Yorum

  1. Ahmet AKCAN

    Mükemmelsiniz sayın Başkanım. Has Partili

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir