Hakkımda

Diyarbakır’a Bağımsız Halk Adayı

 

Terör-çatışma kaynaklı kanın durdurulması ve kangrenleşmiş etnik sorunların kardeşlik temelinde çözülmesi amacıyla başlatılan “Çözüm Süreci” yavaş da olsa ilerliyor. Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 Kasım 2013 tarihli Diyarbakır ziyaretinde verilen fotoğraflar ve beyan edilen sözler ümidimizi arttırdı. Barzani’nin Diyarbakır’da ağırlanması, Şiwan Perwer’in ziyarette yer alması, İbrahim Tatlıeses’in Şiwan ile düet yapması, Başbakan Erdoğan ile Osman Baydemir’in el ele verdiği tarihi kare, Leyla Zana ve Ahmet Türk gibi güçlü siyasetçilerin yüzlerine yansıyan ifadeler sembolik olmanın ötesinde siyasete ve sosyolojiye değen yönlerinin olması sebebiyle önemliydi.

Elbette bazılarımız, konunun detaylarında itiraz edilecek çok sayıda can sıkıcı durum bulabilir. Ancak aylardır ciddi çatışmasızlık hali (ölümlü bazı olayları aklımızda tutarak) başta olmak üzere huzur, barış, kardeşlik adına elde edilmeye başlanılan kazanımlar yurtsever herkesi sürece destek vermeye motive etmelidir. Süreç başlatılırken siyasi taraflar (AK Parti Hükümeti-BDP) ile PKK ve Abdullah Öcalan’ın nasıl bir takvim öngördüklerini detaylı şekilde bilmiyor olsak da, içinde bulunduğumuz zaman diliminin, huzur, barış, kardeşlik kriterleri açısından geçmiş yıllara kıyasla çok daha iyi olduğunu herkes görüyor.

Bundan dolayı çözüm sürecine emeğini katmış herkese teşekkür ediyorum. Adalet, kardeşlik, hak, hukuk, dayanışma, paylaşma gibi erdemleri hayatın temel şartı gören Müslüman ve Türk bir insan olarak sürecin en yüksek verimle yol alması için dua ediyorum.

 

Çözüm Sürecinin Önündeki Mayınlı Arazi: Belediye Seçimleri

Çözüm sürecini baltalayacak veya durduracak her duruma karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Bu konuda sorumluluğun büyüğü hükümette olmakla birlikte siyasetteki her partinin ve kişinin bir payı vardır. Herkes, geminin rotasına uygun şekilde küreklere asılmalıdır.

“Çözüm Süreci”nde zaman zaman gerilimler oldu, bundan sonra olabilir. Her gerilim zarar vermez, bazıları, sürecin selameti ve riskleri azaltması bakımından işe de yarayabilir. Belediye seçimleri, özellikle de Diyarbakır Belediye Başkanlığı seçimi, ‘Çözüm Süreci’nin önündeki mayınlı arazi özelliği taşıyor.  BDP, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak Gültan Kışanak’ı ilan etti. AK Parti, ekranların sevilen ismi İlahiyatçı Nihat Hatipoğlu ile bir dizi görüşme yaptı. AK Parti’nin, Hatipoğlu ısrarını sürmekle birlikte başka güçlü isimlerle de temas içinde olduğu konuşuluyor.

Her iki partinin, Diyarbakır seçimlerine, geçmiş yıllardaki verdikleri özel önemi bu seçimde daha üst duyarlılık seviyesine çıkaracakları gün gibi ortada. Mitingler, sokak çalışmaları, afişleme ve tanıtım etkinlikleri, sandık başı işleri ve sonuçların açıklanması gibi seçim boyunca yapılacak her faaliyete yarışma/rekabet/gerilim yansıyabilir. Üstelik bu tip komplikasyona açık durumları genel merkezlerin hatta il teşkilatlarının kontrol etmesi çoğu kere mümkün olamamaktadır. “Seçimler demokratik bir yarıştır. Her şey mümkün, buna razı olmalıyız” şeklinde düşünmek mümkün olsa da, sürecin başarılı olması için dua edenler, oluşacak ‘duyarlılık’tan çekinecektir. Yerel seçimlerin çözümü sıkıntıya sokması yerine, süreci güçlendiren bir unsura dönüşmesini isterim. Doğrusu da budur. Elbette, Sayın Başbakan Erdoğan’ın, kendi projesi olan “Çözüm Süreci”ne, hepimizden daha çok sahip çıkacağına inanıyorum. Çözümün siyasi taraflarından BDP’nin de hassasiyet gösterme hakkına hepimizden daha çok sahip olduğunu kabul ediyorum. Yine de bir vatandaş olarak bu endişemi paylaşmak istedim.

 

Diyarbakır Büyükşehir İçin Bağımsız Halk Adayı Mümkün mü?

AK Parti ve BDP, Diyarbakır Büyükşehir için aday çıkarmasa, Diyarbakırlıların çoğunluğuna sıcak gelecek bağımsız bir aday üzerinde anlaşsalar, bu ismin önümüzdeki dönem hiçbir partiye geçmeden bağımsız olarak başkanlığı yürütmesi üzerine mutabakata varsalar!

Bu bir teklif. Çekinerek söylediğim bir teklif. On-onbeş gündür Diyarbakır ve İstanbul’da az sayıda insanla mırıldanarak paylaştığım bir teklif. Teklifi duygusal ve romantik bulanlar, tehlikeli bulanlar olabilir. “Hiç siyasi değil” diyenler çıkabilir. Benimki vicdanıma elçiliktir; elçiye zeval olmaz. Derdim, kardeşlik, barış ve dostluktur.

“Niçin Diyarbakır?” diye sorulursa “Diyarbakır, tarihi mirasının yanısıra sürecin sembol ili olduğu için” derim. “Adayı kim belirleyecek?” şeklinde soruya da “Önemli olan niyettir. Yöntem bulunur. Mesela kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları, akil insanların teklifleri alınarak belirlenir” şeklinde cevap verilebilir.

AK Parti ve BDP, Diyarbakır Büyükşehir’de bağımsız bir adayın başkan seçilmesini sağlarsa üç faydanın sağlanacağına inanıyorum. 1- Seçim döneminde çözüm sürecini tehlikeye sokabilecek durumlar engellenir. 2- Çözüm süreci sağlam bir motivasyon elde eder. 3- Diyarbakır, hak ettiği verimli bir yerel yönetim dönemi yaşar, tarihi kıymetine uygun şekilde hizmetlere kavuşur.

Derdim “Çözüm Süreci”nin güçlenerek hedefine varmasıdır. Böyle bir adım, hepimizin mutlu olmasına yardımcı olabilir. Bunu başarabiliriz.

“Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.” Ali İmran 103

1 Yorum

  1. safiye özden

    Emeğinize sağlık Erol abi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir