Hakkımda

Charlie Hebdo Saldırısı ve Fransa’nın Sınavı

7 Ocak 2015’te mizah dergisi Charlie Hebdo’ya Paris’te yapılan silahlı saldırıda 12 kişi öldü. Saldırganların yakalanması sürecinde de yeni ölümler gerçekleşti. Charlie Hebdo’ya yapılan suikast tüm dünyanın gündemine oturdu. TV’ler saatlerce canlı yayın yaptılar.

Saldırının gerçekleştiği 7 Ocak 2015’ten itibaren dünya liderlerinin de katıldığı ‘anma töreni ve dayanışma yürüyüşü’nün yapıldığı 11 Ocak 2015 Pazar gününe kadar sosyal medyada yaptığım paylaşımları –kaybolup gitmesin diye- derledim; bunları aşağıda paylaşıyorum.

Charlie Hebdo Saldırısı öncelikle Fransa’nın sınavıdır.

(Farklı zamanlarda sosyal medya iletisi olarak paylaşıldığı için metin bütünlüğü olmadığını hatırlatmalıyım. Her paragraf müstakil paylaşımdır.)

*

Esrarengiz cinayetler şehri; Paris. 9 Ocak 2013: PKK’lı Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’e suikast. 7 Ocak 2015: Charlie Hebdo’ye saldırı, 12 ölü. Geçmiş olsun.

Modernizmin tek tipleştirici karakteri terörü yöntem ve yapı olarak tek tipleştirdi, standardize etti. Küresel konsorsiyum basitleşti.

Bağımsız terör örgütü yoktur, bir devletin veya bazı devletlerin kullandığı ‘terör örgütleri’ vardır.

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın “Rusya ambargosu artık kalkmalı” talebinin Paris saldırısıyla ilişkisi var mıdır?

‘Öteki’ne uyguladığınız ahlaki olmayan yöntemler, an gelir içeri yönelebilir. Onun için vicdan ve hakkaniyetten yana olmak her zaman iyidir.

Dergi, Yahudi ve Hristiyanlara hakaret eden karikatürler de yayınlamışken, basının olay netleşmeden Müslümanlara yüklemesi bir algı işi.  Charlie Hebdo’yu sadece “İslam karşıtı” olarak tanımlamak yanlış olur, dergi ‘kutsal’ olan her şeyi mizahına dolamış. Bakınız; İsa-Meryem kapağı.

Paris Suikastı, -sonuçlar açısından- İslamofobik olmaktan çok ‘Fransa’ya operasyon’ gibi gözüküyor.

Fransa polisi teröristlere, Küresel Derin Konsorsiyum ise Fransa’ya operasyon düzenliyor.

Fransa, sanırım, Charlie Hebdo suikastının arkasında bir Avrupa ülkesinin veya ABD’nin olabileceği ihtimalini yok saymıyor. Çünkü Fransa; İsrail-Filistin, Ukrayna Krizi, Rusya’ya ambargo konularında AB ve ABD’den farklı düşündüğünü ortaya koymaya başlamıştı.

Fransa’nın, Charlie Hebdo suikastını, Müslümanlar ile ilişkisizleştirmesi, kendisine yönelmiş kumpasın etkisini azaltabilir.

Paris suikastının etkisiyle AB, Avrupa Ordusundan önce Avrupa Ortak İstihbarat Birimini gündemine alabilir.

Charlie Hebdo saldırısına yönelik reflekslerimiz 11 Eylül sonrası Müslümanlara yönelen küresel psikolojik baskılamanın kısmen tuttuğuna işaret.

Paris cinayetini dini, sosyal, diplomatik dinamikler üzerinden konuşmak varken AK Parti muhalefetine indirgemek bağcıyı dövmek amacı taşıyor.

2015 yılı Avrupalı herkes için (yöneticiler, her dinden dindarlar, laikler) zor geçecek. Şiddet ve ırkçılık gibi küresel iki düşmanımız var.

Üç mücadelemiz olmalı 1. İslam düşmanlığı (islamofobi) 2. Dini/İslam’ı şiddet gerekçesi yapma eğilimleri 3. Irkçılık ve mülteci düşmanlığı.

Batılı-Avrupalı olmayan Ateist, Sosyalist ve Sekülerler de İslamofobi karşısında duyarlı olmalılar. İslamofobi aynı zamanda coğrafi ayrımcılık içeren bir karaktere sahip.

Paris yürüyüşü teröre karşı ise Gazze ve Kudüs’te insan öldürmeye devam eden ve yasaklanmış silahları Filistin’de kullanmayı sürdüren Netanyahu’nun o yürüyüşte olmaması gerekirdi. Paris’teki terör karşıtı yürüyüşte Filistinlilerin katili Netanyahu’nun da katılmasına karşı Türkiye resmi tepki verir diye tahmin ediyorum.

Fransa saldırının Müslümanlarla ilşkili olmadığını söylüyor. Türkiye’nin yürüyüşte olması bu duruşa destek. Bence de saldırı AB-ABD kaynaklı. Fransa, Filistin ve Rusya konusunda terbiye ediliyor. Saldırının AB-ABD kaynaklı olma ihtimalini yadsımayalım.

HAMAS açıklama yaparak Paris’teki saldırıyı açıkça kınadı. Fransızca yapılan açıklamada “Charlie Hedbo dergisine yapılan saldırıyı kınıyor ve fikir farklılıklarının cinayetleri haklı çıkamayacağını vurguluyoruz.” denilmiş. Açıklamada “Uluslararası toplumun Filistinli çocukları öldüren İsrail terörünü ele almasını talep ediyoruz” ifadeleri de yer almış.

Fransa, Netanyahu’nun yürüyüşüne katılmasını istememiş. Onun katılmasını engelleyemeyince de Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ı da arayarak onun da yürüyüşte hazır olmasını sağlamış. Bu bilgi, bugünkü İsrail gazetelerinde de yer aldı. Fransa, “saldırının arkasında AB-ABD ve İsrail olabileceğini düşünüyor” demiştim. Ben bu ihtimalin güçlendiğini görüyorum.

Dış politikayı ‘dostluk’ veya ‘vefa’ kriteri üzerinden değil ‘menfaat’ ve ‘strateji’ üzerinden yapmalıyız. Osmanlı ve Selçuklu böyle yaptığı için büyük devlet oldu. Tarihimizle dalga geçtirmemenin bir yolu da oyun kurmak ve oyun bozmak olmalı. Fransa ısrarla ‘bu saldırının İslamla alakası yok’ derken niye kendimizi kazana atmak için uğraşıyoruz ki. Kuşatmayı ancak strateji ile yararız. Yürüyüşe katılmamak bir güç gösterisi olmazdı, İsrail’in orada olmasını engellemek veya orada oluşuna diplomatik tepki vermek işe yarardı.

Dünyada barış ve adalet temelli bir hat oluşturmak zorundayız. Müslüman bir fert olarak bunun zorunlu olduğunu düşünüyorum. Şiddet, terör, ayrımcılık, ırkçılık, islamofobi ve sömürgecilik karşıtı tüm duruşları ayırt etmeden desteklemeliyiz ya da bu duruşları inşa etmeliyiz.

*

Başlık üstündeki çizgi Brezilyalı çizer ve karikatürist  Carlos Latuff‘a aittir. Carlos Latuff,  Charlie Hebdo saldırısı üzerine bu çizgiyi dünya ile paylaştı. 

 

 

2 yorum

  1. Özden

    Tek kelimeyle mükemmel bir analiz. Yureğinize sağlık ağabey.

  2. Özden

    Bu yazının üstüne konuşacak tek cümle. Allah sizden razı olsun ağabey.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir