Hakkımda

uzun yola dair birinci söz

 

her defasında cümlelerimizi
açıkta bırakıp yalınayak gidiyoruz
korkularımızı heybemizden ne zaman düşürsek
alıp yeniden yüklüyoruz
düşe kalka tırmanıyoruz yokuşlarda
gelemeden gidenler kadar korkusuz
ve merak dolu bakışlarla çocuksu
aşksız, ihanetsiz, rüyasız
nice şehirler ve dağlar geçiyoruz
çıplak çırılçıplak ruhlarımızla
hâlbuki ne çok aşkla
aşındırmıştık toprak ve taştan yolları
daracık arka sokaklarında şehrin

biz yürürken iki katlı evlerin önlerinde
meydanlar hep doluydu
kocaman kelimeler uçuşurdu başımızdan
sloganlar yankılanırdı kırmızı kiremitlerde
kadınlar yaşmak alırlardı alkışlara

ne zaman çıksak meydana
vurulurduk bakışlarımızdan bembeyaz
beyaz güvercinler gibi düşerdik
bilmediğimiz elektrik direklerinin dibine

saymasam bana açılan harpleri
ben hiçbir cephe açmadım
ne çok savaştım lakin
hayat, kader, gayb
kader bu imiş iman ettim
ve men ya’mel miskale
zerretin kayran yerah
ve elbette şerran yerah

bitmişken şubatlar, martlar
nisan yağmurunda demlenmek lazım
her bir damlası ruhumuza iyi gelir bilirim
ıslandıkça rüyalarımız saçlarından
pencereleri açıp ardına kadar
kocaman gökyüzüne bakmak lazım

her defasında rüyalarımızı
yarım bırakıp korkarak uyanıyoruz
ümitlerimizi heybemizden ne zaman düşürsek
alıp yeniden yüklüyoruz

budur işte hayat, budur işte yol
hayal ediyoruz, ümit ediyoruz
yürüyoruz

erol erdoğan

 

uzun yola dair birinci söz, şiir, erol erdoğan, http://erolerdogan.com.tr/?p=545 – nisan 2012

Ay Vakti dergisinin Temmuz – Ağustos 2012 sayısında yayınlanmıştır.

 

1 Yorum

  1. recep garip

    Sevgili Erol,

    Şairlik, toplumlar için Rabbin bir bağışıdır. Durupdururken yazılmaz-yazdırılır şiir. Bundandır ilk mısranın Tanrıdan oluşu.
    Hangi mevsimde, kaçıncı yüzyılda yazıldığınnn bir önemi yoktur. Aslolanın yazdırılmış ve ışık tutularak insanlığa uyarı gerçekleşmiş olmasıdır. Mübarektir şiirimiz bundan dolayı.

    Mübarek oluş; idrak edişi getirir bize. Şiirine verilmiş olan bu kutlu soyağacı bizim için. Şiir medeniyetinin sürgün veren şaileri, ötelerin ötesinden seslenir. Tıpkı İbrahim’in çağrısı gibi. Bizim çağrımız, asırlar öncesinden bir diriliş sedasıyla yükselerek gelir ve geleceğe yelkenler açar. Kadimleşme bundandır. Var olanı ya da verilmiş olanı bilmek ilmin ve irfanın havuzunda yıkanarak kelimekere nüfuz etmektir.

    Erol Erdoğan şiirini hep sevdim. İçinde yaşadığı-taşıdığı dünya vahyin ışığıyla aydınlatıyor olmasında. Şiir, kelimeleri yüreğinizden emzirir ve beslerseniz kalıcı olur. Erol Erdoğan, kelimeleri emzirmekle kalmaz ınlara ruh üfler. Şair virazda ruh üfleyicidir. Başka türlü şiir nasıl yaşar?
    Kalemine sağlık.

    Elhamdülillahi rabbil alemin.. Şiir, sonsuzluk bestesinden bize duyuşlar, muştular taşıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir