Hakkımda

‘Üniversite ülkesi’ olabilir miyiz?

Bu yazı 4 Mayıs 2013 tarihinde Yeni Şafak’ta yayımlandı.  http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/universite-ulkesi-olabilir-miyiz-04.05.2013-517657

Türkiye ‘yabancı-misafir’ öğrenci sayısı bakımından fakir bir ülke. Türkiye’nin bilim-üniversite ülkesi olması için mevcut üniversitelerdeki yabancı öğrenci sayısı çoğaltılmalıdır. Bunun yanı sıra, kültürel, coğrafi ve dini sinerji koridorlarımız göz önüne alınarak farklı dillerde yeni üniversiteler düşünülmelidir. Bu koridorlarımızda yoğun kullanılan diller Arapça, Kürtçe, İngilizce, Rusça, Farsça ve Çince’dir.

*

Türkiye yabancı öğrenci sayısı bakımından fakir bir ülke. Türkiye’nin bilim-üniversite ülkesi olması için mevcut üniversitelerdeki yabancı öğrenci sayısı çoğaltılmalı ayrıca kültürel, coğrafi ve dini sinerji koridorlarımız göz önüne alınarak farklı dillerde yeni üniversiteler düşünülmelidir. Bölgede yoğun kullanılan diller Arapça, Kürtçe, İngilizce, Rusça, Farsça ve Çince’dir.

Türkiye, üniversite ülkesi olsun. Bu bir stratejik vizyon teklifidir. Türkiye’nin üniversite ülkesi olması, dünyanın her yerinden insanların Türkiye’ye gelerek üniversite eğitimi alması, yüksek lisans veya doktora için üniversitelerimizi seçmesi demektir. Aynı zamanda ülkenin her yanında bilimsel kongrelerin düzenlenmesi, bilim adamlarının yönünü Türkiye’ye çevirmesi demek. Listeyi uzatın; bilim, icat, teknoloji, üretim, istihdam… Üniversite ülkesi olmak, dünyanın her tür milletinden, lisanından insana ev sahipliği yapmak demektir. Bunun için her fikre, teoriye, çalışmaya, aykırılığa tahammül edebilmek gerekir.

Korkmayın ne vatan bölünür ne bayrak iner, ezan zaten susmaz. Tarihimiz, coğrafyamız, genç nüfusumuz bu imkânı veriyor hatta bu şartlar bize bunu yapmamızı emrediyor. Evet, Türkiye, bu yüzyılın bilim merkezlerinden ve üniversite ülkelerinden biri olmalıdır. Türkiye’ye son dönem biçilen rollerin içinde turizmden finansa, spordan enerjiye kadar çok sayıda sektörün adı geçti. Benim tercihim; Türkiye üniversite ülkesi olsun.’

 

ÜNİVERSİTELERDE BİZ BİZEYİZ

Yukarıdaki satırları, 1 Mart 2008 tarihli ‘Türkiye üniversite ülkesi olabilir mi?’ başlığıyla Milli Gazete’de yayınlanan yazımdan –düzeltmelerle- aldım. Aradan beş yıl geçmiş.

Değişik illerde gerçekleştirilen ‘yabancı-misafir öğrenci’ etkinliklerine bakarak dünyanın her yerinden çok sayıda gencin ülkemizde üniversite eğitimi gördüğünü zannetmeyin. 2011–12 dönemine ait paylaşacağım veriler Türkiye’nin bu açıdan iyi bir durumda olmadığını göstermektedir.

Turizm bölgemizdeki Antalya Üniversitesinde yabancı uyruklu öğrenci sayısı sadece 282. Ankara Üniversitesindeki yabancı öğrenci sayısı ise başkent üniversitesine yakışmayacak kadar az; 1475. Diğer bazı sayılar şöyle: İTÜ (851), İÜ (2718), KTÜ (500).

İngilizce eğitim veren Boğaziçi Üniversitesi (430), ODTÜ (1500). Her köşe başında reklamlarına rastladığımız özel üniversiteleri hiç sormayın: Koç Ün. (24), Maltepe Ün. (25), Sabancı Ün. (29), Yeditepe Ün. (137), Bilkent Ün. (154), Yaşar Ün. (18). Sınır illerimizdeki üniversitelerde daha fazla yabancı uyruklu öğrenci olacağı tahminim ise doğru çıkmadı. İşte rakamlar. Kafkas Ün.(26), Van-Yüzüncü Yıl Ün. (10), Edirne-Trakya Ün.(836), Şanlıurfa-Harran Ün. (8), Hatay-Mustafa Kemal Ün.(22), Gaziantep Ün.(416). Durumu özetleyen başka bir rakam da şu: Sayısı 150’yi aşan üniversitelerimizin tamamından 2010–11 döneminde sadece 2 bin 66 yabancı öğrenci mezun olmuş.

 

ÜNİVERSİTE ÜLKESİ TÜRKİYE

Şöyle düşünüyorum. Kürt sorununda çözüm çabaları bu defa sonuca ulaşmaya çok yakın. Balkanlara açılan kapılarımız Yunanistan ve Bulgaristan ile dostane ilişkiler grafiği yükseliyor. Bosna, Makedonya, Arnavutluk ile ilerlemiş işbirlikleri zincirine Sırbistan’la geliştirilmeye çalışılan diyalogları da ekleyebiliriz. Rusya ile aramızda çoktandır dengeli politikalar hâkim. İnşallah Suriye’de de bir an önce huzura kavuşulur. Türkiye son yıllarda pek çok uluslararası organizasyona da ev sahipliği yaptı. Bunların başında spor müsabakaları, bilim olimpiyatları, müzik, sinema ve festival organizasyonları geliyor. geliyor. İcmâ Konferansı ise son yılların en ciddi buluşmalarından biriydi; 80 ülkeden 600 İslam âlimi Türkiye’deydi.

 

MERKEZ OLABİLİRİZ

Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada aktör olabilme potansiyeli ayan-beyan gözüküyor. Aktörlük pozisyonunu kuvvetlendirecek unsurlardan birisi de ‘Üniversite Ülkesi Türkiye’ sürecidir. Bu, elbette ilgililer ve taraflarca enine-boyuna tartışılması gereken bir tanım ve çağrıdır. Bu ideali gerçekleştirmenin birkaç yolu var.

Bir: Türkçe eğitim veren mevcut üniversitelerin yabancı uyruklu öğrenci sayılarının arttırılması.

İki: ODTÜ, Boğaziçi gibi yabancı dille eğitim veren ulusal üniversitelerin sayıları ile buralarda eğitim gören yabancı öğrenci sayılarının arttırılması.

Üç: Bilimsel toplantılara daha fazla ev sahipliği yapılması, her türlü arşivin bilimin hizmetine açılması, bilimsel çalışmaların kolaylaştırılması ve teşviki.

Dört: Farklı dillerde eğitim veren Uluslararası Üniversitelerin kurulması.

 

FARKLI DİLLERDE ÜNİVERSİTELER

Son madde üzerinde durmak istiyorum. Türkiyeli girişimcilerin değişik ülkelerde kurduğu üniversiteler var. Bosna Uluslararası Burç Üniversitesi (IBU) ile Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) Türk-Boşnak girişimiyle kuruldu. Üsküp’teki Balkan Üniversitesi (IBU) de benzer bir girişimin örneğidir. Buralarda Türkiyeli öğrencilerin yanı sıra farklı ülkelerden öğrenciler eğitim görüyor. Yurtdışında ne kadar gencimizin üniversite eğitimi aldığına dair sayı veremiyorum. Araştırdım, MEB ve YÖK bu veriye sahip değilmiş. Ancak bir başarı örneği olarak göstermemiz gerekirse, WONDER’in sadece Viyana üniversitelerinde rehberlik hizmeti verdiği katsayı mağduru gençlerin sayısı 2 bin civarında. Bunlar alkışlanacak işler.

Dünyanın değişik ülkelerinde ‘uluslararası üniversite’ kurabilen Türk girişiminin kendi memleketinde bunu neden yapmadığını bilmiyorum ama yapması gerektiğinin altını çiziyorum.

 

BİLİM TURİZMİ

Her şeyin turizminden bahsedip ‘bilim turizmi’ni projelendirmemek niye? Hâlbuki ülkemize dair turizm rakamlarını ilan ederken hepimizi gururlandıracak olan Türkiye’ye eğitim için gelenlerin sayıca diğer kalemlerden yüksekliği olacaktır.

İçten dışa doğru gelişen kültürel, coğrafi ve dinî sinerji koridorlarımız göz önüne alınarak farklı dillerde yeni üniversiteler düşünülmelidir. Bu koridorlarımızda yoğun kullanılan diller Arapça, Kürtçe, İngilizce, Rusça, Farsça ve Çince’dir.

Van veya Doğu’daki bir ilimizde Kürtçe-Arapça eğitim veren uluslararası bir üniversite neden olmasın. Trabzon veya Artvin’de Türkçe-Gürcüce eğitim veren bir yüksekokul veya üniversite olamaz mı? İstanbul, Antalya ve İzmir’de farklı dillerde eğitim verecek uluslararası üniversiteler kuramaz mıyız?

 

ÜNİVERSİTE ŞEHİRLERİ

‘Üniversite Ülkesi Türkiye’ idealinin alt yapısı ‘Üniversite Şehirleri’ ile oluşturulabilir. Bu unvanı hak eden, Eskişehir, Ankara, İstanbul dışında başka ilimiz yok sayılır. Örnek olsun diye saymak istiyorum; Akdeniz’de Antalya ve Mersin, Ege’de İzmir, Trakya’da Edirne, Karadeniz’de Sinop ve Ordu; Doğu’da Van ve Diyarbakır ‘Üniversite Şehri’ olabilecek potansiyele sahip.

‘Üniversite Ülkesi Türkiye’ çağrısını konunun muhatabı herkesin dikkatine sunuyorum. Yazının Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, Sayın YÖK Başkanı ve Sayın Milli Eğitim Bakan tarafından da kayda değer bir talep olarak dikkate alınmasını ümit ediyorum.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir