Hakkımda

Üniversite Bahsinde Dört Öneri

Dersaadet Üsküdar Sohbetlerinin Mart 2017 programında, Yüksek Öğretim Kalite Kurulu Başkanı Prof. Dr. Orhan Uzun ve Robot Teknolojiler Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay’ı dinledik. Orhan Uzun, yükseköğretimde kaliteyi, Hakan Altınay ise kendi serüveni üzerinden ülkemizdeki robot çalışmalarını anlattı. Her iki sohbeti Dersaadet’in Youtube adresinden izlemenizi öneririm. Gerçekten kıymetli analizler yaptılar ve öneriler sundular. Konuşmalarda acı ile gülümseyerek “İlginç ülkeyiz vesselam” dedirtecek cinsten pek çok hatıraya da rastlayabilirsiniz.

Orhan Uzun Hoca ve Hakan Altınay Bey vesilesiyle üniversite meselesi gündemime yeniden girmişken, birkaç önerimi tekrar paylaşmak istiyorum. Bu defa, özet olarak takdim edeceğim.

 

LİSE SON ÜNİVERSİTE HAZIRLIK OLSUN

Eylül 2015’te resmen kapatılmaları öncesinde dershaneler, ülke genelinde 4 bin 300 birime ulaşmışlardı. Şimdilerde ise, adı dershane olmayan farklı isimlerde 2 binden fazla birim dershanecilik yapıyor. Belediyelerin açtığı dershane tipi kursların sayısı da hayli yüksek. Ayrıca, temel liselerde lise sonların sayıca çok olması, bazılarının ‘dershane’ gibi çalıştığının işaretidir. Gerçek çözümler uygulanmazsa, dershane potansiyeli 2015 öncesinin çok daha üstüne çıkacak. Çözüm, sadece yasaklamak değil, önleyici ve doğal çözümler uygulamaktır. Bu doğal çözümlerden biri, lise son sınıf müfredatının üniversite hazırlık olarak düzenlenmesidir. Formülün detayını daha uzun tartışabiliriz.

 

ÜNİVERSİTE ŞEHİRLERİMİZ OLMALI

“İstanbul’da kaç üniversite var?” ve “Son beş yılda İstanbul’da kaç yeni üniversite açıldı?” sorularının cevapları her birimizi ürkütecek boyutta. Bu plansız bir şehirleşme ve üniversiteleşme modelidir. Oysa doğru yöntem “Üniversite Şehirleri” olmalıdır. Üniversite şehirleri, hem ülke gelişimini bölgelere yaygınlaştıracak, hem göç-nüfus dengesini dağlayacak hem de akademik etkileşim sayesinde üniversitede kalite çıtasını yukarılara zorlayacaktır. Örnek olsun diye saymak istiyorum; Akdeniz’de Antalya ve Mersin; Ege’de İzmir ve Aydın; Trakya’da Edirne; Karadeniz’de Sinop, Artvin ve Ordu; Doğu’da Van, Erzurum ve Diyarbakır ‘Üniversite Şehri’ olabilecek potansiyele sahip illerimiz. Eskişehir, halen üniversite şehri diye gösterebileceğimiz tek ilimizdir. İstanbul’daki üniversite yoğunlaşması, kalite sağlamıyor aksine sıradanlaşmaya yol açıyor.

 

TÜRKİYE ÜNİVERSİTE ÜLKESİ OLMALI

Bu bir stratejik ve akademik vizyon teklifidir. Türkiye’nin üniversite ülkesi olması, dünyanın her yerinden gençlerin ülkemize gelerek üniversite eğitimi alması, yüksek lisans veya doktora için üniversitelerimizi seçmesi demektir. Bu aynı zamanda, ülkemizde daha fazla bilimsel kongre düzenlenmesi, bilim adamlarının yönünü Türkiye’ye çevirmesi, daha çok bilim, icat, teknoloji, üretim, istihdam anlamına gelir. Son yıllarda ülkemizde “uluslararası öğrenci” sayısının hızlıca artması bu konuda ümitli olmamızı sağlıyor ancak “Üniversite Ülkesi” bir hedef olarak ilan edilmelidir. Hiç değilse ilk etapta Afrika, Balkanlar, Ortadoğu ve Asya’nın yükseköğretim merkezi olabiliriz.

 

FONKSİYONEL FARKLILAŞMA

Birkaç kaç hafta “Erol Parlak Çanakkale Ağıtları Konseri” münasebetiyle konuşan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “müzik üniversitesi kurulacağı” sözünü müjde gibi algıladım. Üniversitelerde nitelik artışı için fonksiyonel farklılaşma şart. Her ilde üniversite kurma hedefi büyük ölçüde başarıldığına göre, şimdi yapılması gereken, üniversitelerin birbirlerine benzemelerine engel olmaktır. Üniversitelerimiz, kuruluş amaçları, bulundukları coğrafya, ülkemizin siyasi-bilimsel vizyonu ve akademik imkânlarına göre farklılaşmalı ve ihtisaslaşmalıdır. Esas kalite bu yöntemle elde edilecektir.

Kaynak: Yeni Birlik, 28 Mart 2017

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir