Hakkımda

Üç Sorun Üzerinden Dershane Meselesine Bakış ve Bir Teklif

 Bu yazı 13 Mart 2013 tarihinde RADİKAL Gazetesi’nde yayınlandı. Linki http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1124882&CategoryID=99

.

Dershane tartışmalarının temel tespitlerinden biri şudur: “Dershaneler eğitim sistemindeki aksaklıkların sonucudur, müstakil bir problem değildir.” Dershaneleri savunanların veya onların kapatılmasını isteyenlerin farklı tonlarda seslendirdiği bu ifade, dershanelerin bazı değişkenlere bağlı olarak probleme dönüştüğü tezine dayanmaktadır.

Eğitim sistemimize dair pek çok sorundan bahsetmek mümkündür. Kaldı ki, sistem ne kadar iyi olursa olsun, bir takım sebeplerle eksiklerinin olacağı açıktır. Dolayısıyla, sistemin eksiklerini telafi etmeye dönük yardımcı unsurlar her zaman bulunacaktır. Bunun en basit hali, öğrencinin arkadaşından, büyüğünden veya öğretmeninden destek almasıdır. Dershaneler bu desteklerin kurumsallaşmış ve piyasalaşmış halidir.

Dershaneler, eğitim sistemini telafi edici yardımcı unsur olarak doğmasına rağmen zamanla yardımcı unsurluğu aşıp, özelikle üniversite hazırlık aşamasında sistemin kendisi oldu. Dershaneler büyüme esnasında yeni sorunların da kaynağı olmaya başladı. O zaman, ontolojik bir karşı duruş yerine çözüm önerilerimizi dershanelerin sorunlaşmaya başladığı noktaya dönük olacak şekilde yoğunlaştırmakta fayda var.

Önerilere geçmeden önce dershanelerle ilgili şikâyetleri özetlemekte fayda var. İşte şikâyetler: Okul ve dershane için ayrı ayrı masraf yapılmakta, çifte masraf aile bütçelerini sarsmaktadır. Öğrenci okulda ve dershanede aynı zaman diliminde çift eğitim almakta, bu durum öğrenciyi strese bağlı sorunlarla yüz yüze getirmektedir. Dershaneye gidecek parası olmayan veya iyi bir dershanenin bulunmadığı bölgelerde yaşayanlar aleyhine bir durum meydana gelmektedir.

Çözüm tekliflerimizin, bu şikâyetleri azaltacak özellikte olması gerekir. “Okullardaki eksiklik nedir” diye sorarak çözüm yolunda ilerleyebiliriz. Eğitim sistemimizin çok sayıda eksikliğinden bahsetmek mümkün olmakla birlikte  “dershane” bağlamında sadece üç soruna değinmek istiyorum.

 

Kalabalık Sınıflar: Sürekli yeni derslikler ve okullar yapılıyor olmasına rağmen bazı bölgelerde “kalabalık sınıflar” hala ciddi bir sorun olarak sürüyor. Kalabalık sınıflarda dersin dinlenmesi, öğrenci–öğretmen iletişimi ve öğrencinin derse aktif katılımı verimlilik seviyelerinin altındadır. Okulda dersi yeterince öğrenemeyen öğrenci sadece üniversite hazırlık için değil ara sınıflarda da takviye kursları için dershanelere yönelmektedir.

Öğretmen Eksikliği: Bakanlık ve eğitim sendikalarının açıklamalarına göre 150–200 bin civarında öğretmen eksiği bulunmaktadır. Sözgelimi İstanbul’daki İmam Hatiplerde 2400’e yakın Din Kültürü Dersi Öğretmeni görev yaparken aynı branşta 2100 öğretmen açığı bulunmaktadır. Öğretmen açığı sözleşmeli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılmaktadır ki, bu yöntem devlet için ekonomik olmakla birlikte eğitim kalitesi için yanlış bir tercihtir. Lise sınıflarında Matematik, Fizik, Tarih, Kimya, Coğrafya, Biyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı gibi derslerde öğretmen açığı olan bir okulun öğrencileri için dershane veya özel ders zorunlu bir tercih olarak karşılarına çıkmaktadır.

Okulun Üniversiteyi Dikkate Almayışı:  Milli Eğitim Bakanlığının, lise son sınıftaki öğrencisini üniversiteye hazırlamak için herhangi bir müfredatı, ders–araç gereci, rehberliği var mı? Soruya olumlu cevap vermemiz mümkün değil. Öğrenci okulda genelde açık uçlu soru ile sınav olurken üniversiteye test usulü sınavla seçilmektedir. Üniversite sınavında tüm lise müfredatından sorular çıktığı halde lise son sınıfta önceki yılların konuları tekrar edilmemektedir. Üniversite ve bölüm tercihi ciddi uzmanlık gerektirdiği halde okullarda öğrencilere rehberlik edecek herhangi bir birim veya görevli bulunmamaktadır. Çok başarılı bile olsa herhangi bir okul, bu haliyle üniversite yolundaki genç için yeterli olamamaktadır.

 

Lise Son “Üniversite Hazırlık Sınıfı” Olabilir

Dershanelerin dert olmaktan çıkıp eğitimin makul unsuru haline dönüşmesi için yukarıda anlatılan sorunların çözümünde mesafe alınmalıdır. “Dershane sorunu” olmasa bile, daha iyi eğitim için, bu sorunların çözülmesi gerekir. Sınıf mevcutlarının öğrenci–öğretmen iletişimini sağlayacak sayılara düşürülmesi, öğretmen açığının giderilmesi, okul müfredatlarının üniversiteyi ve sınavı dikkate alıcı bir içeriğe kavuşturulması sistemin zafiyetlerini azaltacak, dershane merkezli şikâyetleri büyük ölçüde giderecektir.

“Okul müfredatlarının üniversiteyi ve sınavı dikkate alıcı bir içeriğe kavuşturulması”ndan kastımız lise son sınıf müfredatının üniversiteye hazırlık olarak yeniden düzenlenmesidir. Öğrenin dershanede bulduğunu okulda ona vermeliyiz.

Lise son sınıfın üniversite hazırlık sınıfı olarak düzenlenmesi şu şekilde gerçekleştirilebilir. “Üniversite Hazırlık Müfredatı” için ihtiyaç olan doküman, kitap ve materyaller, bakanlıkça hazırlatılabileceği gibi genel, il, ilçe hatta okul bazlı ihale yöntemi ile de tedarik edilebilir. Mevcut öğretmenlerin bir kısmı hizmet içi eğitimlerle “Üniversite Hazırlık” müfredatında çalışabilir. Ayrıca, her okula, belirli sayıda sözleşmeli öğretmenle çalışma imkânı verilerek dershane kökenli öğretmenlerin okullarda görev alması sağlanır. Dershanelerin okullara göre daha cazip olmasını sağlayan hususlardan biri de öğrenciye verilen rehberlik hizmetidir. Okullarda “Kariyer ve Üniversite Danışmanlığı” oluşturularak öğrencilere rehberlik hizmeti verilir. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde “Üniversiteye Hazırlık Genel Müdürlüğü” veya “Üniversite Hazırlık Başkanlığı” adıyla birim oluşturularak bu süreç yönetilir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir