Hakkımda

TAM GÜN EĞİTİMDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

Başbakan Binali Yıldırım, önceki hafta 2016-2019 Orta Vadeli Programı açıklarken eğitim sisteminde gerçekleştirilecek bazı değişiklikleri de haber verdi. Buna göre, okullar 2019 yılına kadar tam gün eğitime geçecek. Başbakanın açıklamalarından sonra özellikle ‘tam gün eğitim’ ciddi şekilde tartışıldı. Oysa tam gün eğitim, yabancısı olduğumuz bir uygulama değil. Örneğin ben ilk, orta ve lisede tam gün eğitim gördüm. Ülkemizde de 2016 yılı itibariyle okullarımızın yüzde 55’inde tam gün eğitim var. Tam gün eğitimi ‘tekli eğitim’ olarak da tarif edebiliriz. Türkiye’de esas olan ‘tekli eğitim’ sistemiydi; aşırı göçün getirdiği yoğunluk ve bazı okulların tamirata alınması gibi sebeplerle çiftli eğitime (sabahçı ve öğlenci) geçildi.

Hükümet 2019 yılına kadar, yeni okullar ve derslikler yaparak tam gün eğitime geçmeyi planlıyor. Planlar tutarsa, 2019 yılından sonra çiftli eğitim yani sabahçı-öğlenci kalmayacak. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında 347 bin derslik vardı, bu sayı 2016’da 600 bin dersliğe ulaştı. Tüm okullarda tam gün eğitimine geçmek için yaklaşık 80-100 bin dersliğe daha ihtiyaç var. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, derslik ihtiyacının özel sektörün de katkısıyla rahatlıkla karşılanabileceğini söyledi.

Çiftli öğretimde sabahçılar alacakaranlıkta okul yoluna düşüyorlar, öğlenciler gece karanlığında eve dönüyorlardı. Tekli öğretimle çocukların sabahın erken ve akşamın geç saatlerinde yollarda olmasından kaynaklanan güvenlik ve uykusuzluk gibi sorunları azalacak. Öğrencinin okulda geçireceği vakit çoğalacağı için öğrenci ve öğretmen ilişkisinin artacağını zannediyorum. Öğrenci-öğretmen arasındaki ders içi ve ders dışı diyaloglar, eğitimde verimliliğin önemli unsurlardan biri. Tam gün eğitime geçilmesiyle birlikte bakanlığın bu konuya bir yönetmelikle özel vurgu yapması gerekir. Ayrıca, tam gün eğitime geçilmesiyle birlikte oluşabilecek artık zamanların hepsi dersle geçirilmemeli; kültür, sanat, sosyal içerikli etkinliklere daha fazla zaman ayrılmalıdır. Çocukların oyun ihtiyacını giderecek etkinlikler de ihmal edilmemelidir.

Tam gün eğitime sevineceklerin başında fertlerinin çoğunluğu çalışan aileler geliyor. Anne ve babanın işte olduğu saatte çocuğun evde veya sokakta olması aileler için sorunlar oluşturuyordu. Tam gün eğitimde, çocuk günün çoğunu okulda geçireceği için ailelerin “Çocuğum acaba ne yapıyor?” tipi endişeleri azalacak. Ancak, bu aynı zamanda, çocukların aileleri, akrabaları ve okuldan olmayan akranları ile daha az vakit geçireceği anlamına geliyor. Aileler, geride kalan saatlerde ve hafta sonları çocuklarıyla geçireceği vakitleri kesinlikle arttırmalılar ve o vakitleri değerli hale getirmeliler. Annelik, babalık, ebeveynlik hiçbir kurum tarafından boşluğu doldurulamayacak ciddi bir sorumluluk çünkü.

Tam gün eğitim, okul dışı vakitlerini yetenek eğitimine (müzik, resim, fotoğraf, hat vb.) veya değişik kültür-sanat aktivitelerine ayıran bazı çocuklar için olumsuzluk içerebilir. Bunun okul yönetimi ve aileler tarafından, bir şekilde, telafi edilmesi gerekir.

.

Bu yazı 11 Ekim 2016’da Yeni Birlik’te yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir