Hakkımda

İnsan Mevsimine Mektup

Bir mektup geldi. Açtım ve okudum. Sizinle paylaşmak geldi içimden. Mektup sahibine ‘paylaşabilir miyim’ diye sordum. ‘Elbette’ diye cevap verdi. İnsan Mevsimi kitabıyla ilgili çok sayıda mektup, mail, telefon ve mesaj almıştım. Bu mektup bir hayli farklı. İşte o mektup.

 

“Erol Abi, merhaba.  Epey bir gecikmeli olarak bitirdim ‘insan mevsimi’ kitabını. Mazeretimi demiştim, ilk geldiğinde okudum ama çalışırken hızlıca okumuş pek içine girememiştim. Tekrar okuyayım diye kenara koydum, ancak bu zaman kısmet oldu.

Geç oldu ama doğru da oldu. Gerçekten öncesinde göz ucuyla okuduğumu tekrar okurken daha iyi anladım. Çok güzel detaylar varmış ilkinde atladığım. Öyle ki, her hikayede muhakkak beğendiğim bir detayı gördüm.

Hoşuma gidenlerden biri, normal ilerleyen bir hikayede, yolda gördüğünüz birini aracınıza almayı düşünüyorsunuz. Okuyucu, alıp yolcuyla yapılacak bir sohbeti bekliyor, ama almıyorsunuz. Bunu açık yüreklilikle yazıp yaşanan ikilemi çok gerçekçi aktarmışsınız. Nedeni olarak da, TV ve gazete haberlerinin insanın davranışlarını değiştirebildiğine dair güzel bir anlatı o bölüm.

Kitabın geneline dikkatimi çeken bir başka güzellik de,-ki ana tema bu sanıyorum- günlük hayatta konusu olan ama hep kenarından geçen konuları netlemişsiniz, geneli flulamışsınız. Bunun güzel örneği yaşlı çiftlerin köyde kalmalarıydı. Benim çevremde bizzat tanık olduğum bir olay değil ama anlatılan hikayede onların insan doğasına uygun olanı yaptığını anlıyorsunuz okuyunca.

Bir de Ramazan geceleri, sahur ve çocuk ilişkisi var. Abi o hikayeye bayıldım. Bir tane bile mi eksik olmaz. Demek ki Türkiye’de her evin içi aynı :)) Ben de çok severdim. Hatta uyumadığım zamanlar  ilerleyen vakitte bir sofra daha kurulacak coşkusuyla vakit şahane geçerdi. Hepsini çok hoş anımsadım okurken.

Son olarak da, bana ilham olan vakıflar konusu var, onu en son ayrıca yazacağım.

Abi, kitabın tamamını bir cümleyle özetle deselerdi kuracağım cümle şu olurdu: “Modern çağın götürdüklerine bozulmuş, ona mütevazı tonda kafa tutan ebeveynin hikayeleri.” 

Sizi tanıyor olmamın da etkisiyle, yazıyla yazarın tutarlılık bağını da özel bir not olarak düşeyim. Bilmediğim, ancak tahmin edebileceğim bazı özelliklerinizi kitapta görmüş olunca, bu değerlendirmeyi içimden gelerek yakıştırdım. İnsan Mevsimi, tanıyan okur için biraz da senin otobiyografin sayılır.

Genel olarak böyle abi. Devam kitabı özelliği de var. Belki yine yazarsınız. Ben beğendim ve yenisini de keyifle okurum. Gecikmiş özür ve tebrik.

Şimdi bana ilham olan vakıf konusuna değineyim. İleride böyle bir şeye kalkışırsam bismillah demek, sanıyorum sizinle taze bir konuşma sonrası olur. Daha önce bahsetmiş miydim bilmiyorum; benim ta 2004-2005’te tasarladığım bir proje vardı. İsmi şöyle olacaktı: Şeffaf Dayanışma Ağı.

Semt düzeyinde, çalışmaları kendi semt sınırlarında sınırlanmış, bir dayanışma vakfı. Pilot olarak xx semtini düşünmüştüm. Maksat olarak da, dönemin ihtiyacı olan ÖSS hazırlık konusunu kurgulamıştım. Gelirini mahalle esnafından sağlanabileceğini düşünüyordum. Kendi mahallesinin gençlerinin üniversiteyi kazanmasından manevi olarak haz, maddi olarak da mahalleli üzerindeki reklam motivasyonu esnafı mobilize eder diye düşünmüştüm. İşleyişin şeffaflığı, yardımların şeffaflığı gibi tüm detayları düşünmüştüm. Denemedik tabii. 

Kitaptaki vakıf bölümünü okuyunca, neden olmasın dedim. Sonraki bir zamanda dönemin ihtiyacına göre iyi bir maksatla böyle bir işe kalkışabilirim. Kendi semtimizde de bilinme ve birikmiş bir güven ilişkisi bu işe kalkışmak için var. Sadece ağır prosedürlerin altından kalkabilir miyim, ona emin değilim. Gelince bakarız artık. Olur da kalkışırsam ilhamın karşılığı desteğinizi beklerim :)”

*

Mektuba cevabım şu şekilde oldu:

“Merhaba. ‘İnsan Mevsimi’ kitabıma dair aldığım en güzel mektuplardan biri oldu bu. Mektubunda hem analiz var hem de kitabın sendeki yansımaları var. Mektuba emek vermişsin. Neredeyse web sitemde yayınlanacak kadar sağlam bir makale sayılır. 

“Modern çağın götürdüklerine bozulmuş, ona mütevazı tonda kafa tutan ebeveynin hikayeleri” olarak tarif etmişsin kitabın muhtevasını. Evet, bu doğru bir tanımlama. Kendi doğasını terk eden insana aslını hatırlatarak tekrar insani olana (insan mevsimi) dön çağrısı yapma derdindeyim. Hemen hemen bütün yazılarımda bu var. Meşgul olduğum çocuk oyunlarından medeniyet yazılarına kadar, birbirinden çok uzak gibi duran tüm konularımın ortak paydası bu. İnsanın özü, fıtratı, saf hali, hamuru. İnşallah mini de olsa bir katkım olur.

İkinci kitaba henüz başlamadım. Başlasam iyi olacak. Zihnimde farklı konseptler var. Bakalım nasıl bir kitap çıkacak. Adı farklı da olsa içeriğin “insan mevsimi iki” olacağı kesin.

Şeffaf dayanışma ağı güzel bir fikir. Ben destek vermeye hazırım. Dönemin ihtiyacına göre konusu değişebilir elbette. Ne zaman başlayacaksın:)”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir