Hakkımda

LİSE SON ‘ÜNİVERSİTE VE HAYATA HAZIRLIK SINIFI’ OLSUN

Eylül 2015’te resmen kapatılmalarına rağmen, yargının dershanecilerin (ve paralel yapının) işine yarayacak şekilde sürece müdahalesinden dolayı dershanelerin kapatılamadığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Dershaneler, kapatılma öncesinde ülke genelinde 4 bin 300 birime ulaşmışlardı. Şimdi ise, 500 civarında özel öğretim kursu ve 1500 civarında etüt merkezi var. Bunlar dershanecilik yapıyorlar ama adları farklı. Belediyelerin açtığı dershane tarzındaki kursların sayısı da hayli yüksek. Ayrıca 1220 temel lise var. Temel liselerde lise son sınıfların sayıca çok olması, bazılarının ‘dershane’ gibi çalıştığının işaretidir. Bu bilgilerin daha fazlasını “Dershaneleri neden tam olarak kapatamadık?” başlıklı yazımda anlatmıştım. Gerçek çözümler uygulanmazsa, dershane potansiyelinin 2015 öncesinin üstüne çıkacağını ve yeni bir dershane krizi yaşayacağımızı söylemek zor değil.

“Efendim, üniversite sayımız sınırlı, yarış varsa dershane kaçınılmaz” şeklindeki savunular kesinlikle yanlış. Elbette okul dışı eğitim her zaman ihtiyaç ama uygulanmakta olan eğitim ve sınav sistemi dershane sektörünü besliyor, büyütüyor, öğrenciyi oraya mahkûm ediyor.

Peki, “Çocuklarımız okul dışında hiç mi kursa gitmesinler?” Cevabım şu: Kesinlikle gitmeleri gerekir, hatta okul dışı eğitimler teşvik edilmeli. Ancak, bu eğitimler sınav için değil; sanat, yetenek, meslek gibi gençlerin kendini yetiştirebileceği farklı alanlarda olmalı. Oysa şu andaki eğitim ve sınav sistemi çocuklarımızın sanat öğrenme, meslek edinme, kitap okuma, oyun, eğlenme, ailesiyle vakit geçirme, dinlenme, tatil yapma, gezme, icat geliştirme gibi tüm yeteneklerini ve haklarını gasp ediyor.

Çözüm tekliflerine geçmeden dikkat çekmem gereken bir nokta daha var. Evet, MEB’in tüm çabasına rağmen yargının sürece müdahalesinden dolayı dershanelerle ilgili strateji uygulanamadı ama kapatma kararı tam uygulansaydı bile, eğitim sisteminin yetersizliğinden dolayı dershane ihtiyacı azaltılamamış olacağından ‘merdiven altı eğitim’ artmaya devam edecekti.

“FETÖ’nün dershane ve okulları kapatıldığına göre artık dershanelerin önü açılmalı” diyemeyeceğimize göre kalıcı, doğal ve reel çözümleri konuşmalıyız. Benim bu konuda ana teklifim lise son sınıfın “Üniversiteye ve Hayata Hazırlık” şeklinde düzenlenmesidir. Maddeler halinde teklifimin gerekçelerini yazacağım.

1. Öğrenci lise 3 ve 4’te üniversiteye hazırlık yapmak isterken, okul, üniversiteye hazırlığa uygun olmayan sistemiyle öğrenciyi adeta paçalarından geri çekmekte ve onu okul dışına itmektedir.

2. Öğrenci özellikle lise 4’te, vaktini ve motivasyonunu sınava yönelttiği için, lise son sınıf dersleri işlenmemekte, bu da gencimizin eksik eğitimle (eksik mezuniyet) liseyi bitirmesine yol açmaktadır.

3. Bir öğrenci, üniversite sınavını kazanacak derecede derslerinde çok başarılı olsa bile, bölümleri/meslekleri tanımak ve doğru bir tercih için bile olsa dershaneye ihtiyaç duymaktadır.

4. Okulda sınav tekniği ve sınav stresi rehberliği yapılmadığı ve sınav tipi sorularla öğrenciler eğitilmediği için öğrenci dershane ihtiyacı hissetmektedir.

Lise son sınıf “Üniversiteye ve Hayata Hazırlık” olarak düzenlenirse, yukarıdaki dört maddenin önemli ölçüde problem olmaktan çıkacağını düşünüyorum. Bu çerçevede lise müfredatı değiştirilmeli ve bu kapsamda yeni birimler (Okullarda ‘Tercih Danışmanlığı’ gibi) oluşturulmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde de “Üniversiteye Hazırlık Genel Müdürlüğü” veya “Üniversite Hazırlık Başkanlığı” adıyla birimler oluşturulabilir. Öğrenci nezdinde okul eğitimin ağırlığının artması ve okul dışı takviye kurs talebinin azalması için lise sonun “Üniversiteye ve Hayata Hazırlık” olarak düzenlenmesi dışında şunlar da yapılmalıdır.

1. Her bölgede ‘Üniversite Şehirleri’ oluşturularak İstanbul’a yönelen öğrenci yoğunlaşması dengelenmelidir.

2. “İstihdam eşittir üniversite mezuniyeti algısının değişimi için devlet ve özel sektör işbirliği yapmalı, bu konuda stratejiler geliştirmeliler.

3. Üniversite sınavında TEOG benzeri bir uygulamaya gidilerek sınav yükü azaltılmalı ve okul eğitiminin ağırlığı arttırılmalıdır.

4. Gençlerimiz sanat, meslek, spor, kültür, edebiyat, müzik gibi yeteneklerini geliştirerek kendilerini gerçekleştirebilecekleri eğitimlere teşvik edilmelidir.

5. İçi boş kariyer ve kişisel gelişim motivasyonları yerine yetenek, ilgi, merak, fıtrat merkezli farkındalıklar ve yönlendirmelere ağırlık verilmelidir.

Bu arada “Lise son, Üniversiteye ve Hayata Hazırlık Sınıfı olsun” derken “Hayata Hazırlık” kısmının, üniversiteye girmek istemeyen öğrencilerimizi iş-meslek hayatına hazırlamaya yönelik bir amaçla söylediğimi de belirteyim.

Düşüncelerim budur. Burada yazdıklarım hem feryat, hem tekliftir. Sesimin Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Binali Yıldırım, Milli Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz ve MEB Müsteşarımız Yusuf Tekin’e ulaşmasını dilerim.

*

29 Ekim 2016’da Yeni Birlik’te yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir