Hakkımda

Lise Son ‘Üniversiteye Hazırlık’ Sınıfı Olabilir mi?

Bu yazı,  17 Şubat 2013 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde yayınlandı. Kaynak link:  http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/lise-son-universiteye-hazirlik-sinifi-olabilir-mi-18.02.2013-486578

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dershaneler kapatılacak” açıklamasıyla başlayan süreç devam ediyor. 1 Şubat 2013 tarihinde birçok gazetede “AK Parti dershaneler için komisyon oluşturdu” şeklinde bir haber yer aldı. Haberde “Komisyonca hazırlanacak rapor gelecek ay MYK’da görüşülerek nihai karara varılacak.” deniyordu. “Dershanelerin kapatılması” sıcak gündemden düşse de hükümetin hazırlığını sürdürdüğü konular arasındaki önemini koruyor.

Dershaneler İçin Şikâyet ve Savunma

Dershanelerle ilgili yaygın şikâyetleri dört maddede özetleyebiliriz.

1.Çift masraf: Aile okul ve dershane için ayrı ayrı masraf yapmaktadır. Çifte masraf aile bütçelerini sarsmaktadır.

2.Çift eğitim: Öğrenci okulda ve dershanede aynı zaman diliminde çift eğitim almaktadır. Bu yoğunluk, öğrencileri strese bağlı sorunlarla yüz yüze getirmektedir.

3.Haksız rekabet: Dershaneye gidecek parası olmayanlar veya iyi bir dershanenin bulunmadığı bölgelerde yaşayanların aleyhine bir yarış meydana gelmektedir.

4.Kadro kaybı: Bazı branşlardaki başarılı öğretmenler okulları bırakıp dershanelere gitmektedirler.

Dershaneleri savunanların gerekçelerini de üç maddede özetlemek mümkün.

1. Sistem sorunu: Dershaneler eğitim sistemindeki aksaklıklar ile üniversite kontenjanlarının sınırlı olmasının sonucudur, müstakil bir problem değildir.

2. Fırsat eşitliği: Dershaneler, iyi okullara gidemeyenler ile eğitim şartları yetersiz bölge öğrencilerine imkân sunarak fırsat eşitliğine katkı sağlamaktadır.

3. Model: Dershaneler, geliştirdikleri eğitim ve sınav alternatifleriyle okullara model olmaktadırlar.

Sorunu şöyle bir tespitle belirginleştirebiliriz:

Dershaneler, eğitim sisteminin zafiyetlerinden doğan sorunları çözmek amacıyla sisteme yardımcı bir unsur olarak doğdu. Ancak zamanla yardımcı unsurluğu aşıp, özelikle üniversite hazırlık aşamasında, sistemin kendisi (asıl unsur) oldular. Dershaneler bu büyüme esnasında yeni sorunların da kaynağı olmaya başladı.

 

Konuşulmayan Sorun: Eksik Mezuniyet

Meslek liseleri ve İmam Hatip Liselerinde müfredatın en önemli kısmı lise sondadır. Meslek liseli öğrenci, teorik eğitimini aldığı pek çok dersin uygulama eğitimlerini (staj) son sınıfta yapmaktadır. Diyanette din görevlisi (imam, müezzin, eğitici) olmak isteyen veya üniversite tercihinde İlahiyat Fakültesini işaretleyecek İmam Hatipli öğrenciler için hayati dönem taşıyan derslerin de çoğunluğu lise son sınıf müfredatında yer almaktadır.

Lise son sınıf öğrencisi, dershane, etütler, deneme sınavları, sınav başvuruları, tercihler derken derslerine az ilgi göstermekte, uygulama ve stajlara katılımı da eksik olmaktadır. Okul yönetimleri ve öğretmenler de “üniversiteye hazırlanıyorlar” diye son sınıfların bu hallerine göz yummaktadırlar.

Lise son sınıf dersleri “öğrenci sınava hazırlanacak vakit bulamasın” diye yoğunlaştırılmadığına göre bu karmaşayı ciddi bir planlama hatası olarak görebiliriz.

“Eksik mezuniyet” lise ile üniversitenin birbiriyle ilişkisi olmayan iki ayrı eğitim modelinin okuluymuş gibi tasarlanmış olmasının bir sonucudur. “Eğitim süreçleri arasındaki anlamsızlık sorunu” diye tanımlayabileceğimiz bu problemi “Özgürleştirici Bir Eğitim Sistemi Mümkün” başlıklı yazımda anlatmıştım.

 

Çözüm: Öğrencinin Dershanede Bulduğunu Okulda Vermek

“Dershane” deyince aklımıza üniversite hazırlık kursları gelse de, KPDS kursları, TUS Hazırlık Kursları, KPSS Kursları, Sürücü Kursları, Dil Kursları gibi onlarca dershane çeşidi var. Bunun yanısıra dershaneleri besleyen ihtiyacın bir üniversite kazanma isteğinin yanında “iyi bir üniversite kazanmak” olduğunu da unutmamalıyız. Bir gün, lise mezunlarının tümünün yerleşebileceği kadar kontenjan olsa bile daha iyi bir bölüm için yarış için sürecektir.

Bu sebeple, dershaneleri, eğitim sisteminin anlamlı unsuru olarak durabileceği bir çizgiye çekmek, onları kapatmaktan daha kolay başarılacak bir hedeftir.

Çözüm adımlarına şu soru ile başlamalıyız: Öğrencinin okulda bulamayıp dershanede bulduğu nedir?

Milli Eğitim Bakanlığı, lise son sınıftaki öğrencisinin üniversite kazanması için herhangi bir sorumluluk duyuyor mu; bu konuda bir çalışması, müfredatı, ders – araç gereci var mı?

Öğrencinin dershanede bulduğunu okulda ona verebilmeliyiz. Bunun formülü, lise son sınıf müfredatını “Üniversite Hazırlık” şeklinde düzenlemektir.

 

Lise Son Sınıf “Üniversite Hazırlık” Olabilir mi?

Lise son sınıfları üniversite hazırlık dönemi olarak düzenlemek için şöyle bir yol takip edilebilir.

Ders Materyali: MEB, ÖSYM’yle birlikte lise son sınıf müfredatı ile üniversite sınavı arasındaki uyum – uygunluk kriterlerini belirler. “Üniversite Hazırlık” müfredatı için ihtiyaç olan doküman ve materyaller, bakanlık bünyesinde oluşturulacak bölüm tarafından hazırlanabileceği gibi genel, il, ilçe hatta okul bazlı ihale yöntemi ile de tedarik edilebilir. Satın alınacak ders materyali baskılı alınabileceği gibi telifi satın alınarak baskısı ayrıca yaptırılabilir.

Öğretmen Kadrosu: Mevcut öğretmenlerin bir kısmı hizmet içi eğitimlerle “Üniversite Hazırlık” müfredatında çalışabilir. Ayrıca, her okula, belirli sayıda sözleşmeli öğretmenle çalışma imkânı verilerek dershane kökenli öğretmenlerin okullarda görev alması sağlanır. Bu süreçte, dershanelerden okullara geçiş talepleri de başlayacaktır.

Rehberlik Hizmetleri: Dershanelerin okullara göre daha cazip olmasını sağlayan hususlardan biri de öğrenciye verilen danışmanlık – rehberlik hizmetidir. Bunun için, her okula bir–iki adet “Kariyer ve Üniversite Danışmanı” kadrosu tahsis edilebilir.

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde de “Üniversiteye Hazırlık Genel Müdürlüğü” veya “Üniversite Hazırlık Başkanlığı” adıyla birim oluşturularak bu süreç yönetilir.

Lise son sınıf müfredatı “Üniversite Hazırlık” dersleri olarak düzenlenirse şu sonuçların elde edileceğini düşünebiliriz.

Kalite: Önceki yıllarda dershanelere geçen başarılı öğretmenlerin Milli Eğitime ve özel okullara dönüşü başlayacaktır. Bu geçişler kadro kalitesini arttıracaktır. Ayrıca okullarda eğitimin niteliği de yükselecektir

Tecrübe Kazanımı: Dershane tecrübesi zayi olmadan büyük ölçüde Milli Eğitim okullarına kazandırılmış olacaktır.

Aktörler Değişecek: Üniversiteye yerleştirmede dershaneler arasında devam eden yarış okullar arası yarışa dönüşecektir.

Masraf Azalacak: Ailelerin üniversite hazırlık masrafları ciddi oranlarda azalacaktır.

 

Çözüm, Özgürleştirici Eğitimin Güçlendirilmesinde

Yukarıda anlatılan lise son sınıfın “Üniversite Hazırlık” olarak düzenlenmesi mevcut eğitim sistemine göre oluşturulmuş bir formüldür. Bu sebeple “reform” değil sistem içinde bir iyileştirme çabası içermektedir. Kaldı ki, bu teklifin gerçekleşmesi bile mevcut devlet aygıtı içinde “olağanüstü revize” özelliğindedir.

Dünyadaki eğitim yaklaşımlarını yakalayan hatta onları geçme eğilimi gösteren bir reformu başarabilir miyiz? İnsanın zihnini özgürleştirici, yetenekleri keşfedici ve geliştirici, farklılıkları dikkate alıcı ve hayatımızı gardiyan gibi kuşatmayan bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Böyle bir sistemde devlet, standartları ve ilkeleri belirleyerek eğitimi zemin ve mecra açısından daha çok özgürleştirebilir, çeşitlendirebilir. Bu durumda sınavlar bir miktar azalır, eğitime yatırım yapanlar artar, STK’lar eğitime daha fazla ilgi gösterir, her üniversite kendi sınavını yapar, eğitimde yerel inisiyatifler de güç kazanır, çift eğitim – çift masraf dönemi sona erer. Devletin insan merkezli bir sistem olma sürecine paralel olarak bunları da konuşmaya başlamalıyız.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir