Hakkımda

Karneden uçak ve gemi yapılır mı?

Çocukluğumu hatırlıyorum. Karneyi sevinçle alır, eve gider, büyüklerimizden harçlıkları toplardım. Karneyi birkaç gün itina ile korur, her gelen misafire gösterirdim. Çünkü her misafir yeni harçlık demekti. Harçlık dönemi bitince karneyi gemiye çevirir, leğende ya da derin olmayan bir suda yüzdürürdüm. Uçak yapmayı da denerdim ama olmazdı. Çünkü o zamanki karnelerin kağıdı kalındı, yapsam bile uçuramazdım. 

Karneden neden gemi yapardım? Belki de, karnemin alıp beni bir yerlere götürmesini istiyordum.

Bugünlerde milyonlarca öğrenci karne alacak. Kimi hüzünlenecek, kimi sevinçten koşa koşa evine gidecek. Karne, sadece öğrencinin değil, anne ve babanın, öğretmenin hatta müdürün de karnesi sayılır. Karneye o gözle bakmanızı öneririm.

Karneyle birlikte çocuklar için yeni bir dönem başlıyor. Kimi köye gidecek bağda bahçede çalışacak, kimi bir işe girip harçlık kazanacak, kimisi de yaz okullarında, kurslarda yeni bir eğitim dönemine başlayacak.

Ben diyorum ki “karne çocuğunuzun arabası olsun ve  onu gezdirsin.” Çünkü karneden uçak da yapılır, gemi de. Eğer maharetli bir anne veya baba, ağabey veya abla iseniz, sadece uçak ve gemi değil, otobüs, otomobil, fayton, bisiklet de yapmayı başarabilirsiniz.

Gezmek ve yeni yerler görmek başlı başına bir eğitimdir. Bu yaz, çocuğunuz için, durumunuza göre bir günlük, iki günlük, haftalık veya daha uzun süreli geziler planlayın. Çocuğunuz, yıl içerisinde edindiği bilgilerden daha fazlasını gezerken edinecektir. Okulda öğrendiklerinin önemli bir kısmını da, bu gezilerde yeniden hatırlayacak ve unutmayacağı şekilde kavrayacaktır.

İlkokulda iken, babamla yakın bir ilçeye yolculuk yapmıştık. İlk defa köyümden bu kadar uzağa gidiyordum. Yol kenarında gördüğüm suyu göstererek, “Baba, bu gölün adı nedir?” diye sorduğumda, babam, gülümseyerek onun göl olmadığını, sadece yağmurdan dolayı biriken su olduğunu anlatmıştı. Yıllar sonra bir gezi esnasında, çileği yerde gören bir dostumun,  “Çilek ağaçta yetişmiyor muydu?” diye sormasını ben de babam gibi gülümseyerek karşılamıştım. 

Köyde veya küçük bir kasabada yaşıyorsanız, çocuğunuzun büyükşehirleri görmesini sağlayın. Tarih kitaplarından okuduğu bir çok mekanı dolaşsın, eserleri yakından görsün, içinde gezsin, onlara dokunsun. Haritadan baktığı denizleri, limanları, boğazları seyretsin, köprülerden geçsin. Şehirde yaşıyorsanız ve bir köyünüz varsa, çocuğunuzu köyünüze kesinlikle götürün. Ders kitaplarından okuduğu dağları, ovaları, ırmakları, çeşit çeşit bitkileri, hayvanları, sebzeleri gerçek hali ile görsün. Eli ve ayağı toprağa değsin, tabiatın binbir haline şahit olsun.

Belediyeler, vakıflar, dernekler, okullar, kurslar ve özel gruplar, yaz döneminde gezi ve kamp merkezli çok sayıda organizasyon gerçekleştiriyorlar. Ailece gezi yapmanıza iş durumunuz ve bütçeniz uygun değilse, bunları takip edin, çocuğunuzun o aktivitelerden istifade etmesini sağlayın.

Hatta çocuğunuzu bir yaz okuluna verecek olsanız bile, organizasyonu yapanlara, programda gezi olup olmadığını sorun. Yoksa, bir veli olarak okul programına gezi ilave edilmesini isteyin. Bu yaz, çocuğunuzun faydalı birkaç gezi yapmasını sağlayabilirseniz, karne bir binek olup onu gezdirmiş demektir.

*

Bu yazı, 08 HAZİRAN 2005’te Milli Gazete  ÇATISIZ OKUL’da yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir