Hakkımda

İYİLERİN KÖTÜLÜKLERİ ÇOĞALTMA TRAJEDİSİ

-Kötülüğü kim yapar?
-Kötüler veya kötülüğe meyilli olanlar.
-Kötülüğü kim yaygınlaştırır?
-Kötüler, kötülüğe meyilli olanlar veya kötü olmasa bile o kötülükten menfaati olanlar.

Dijital platformlar (Facebook, Twitter, Instagram vb.) açısından bu cevap değişti. “Kötülüğü kim yayar?” sorusuna dijital alışkanlıklara bakarak şöyle cevap verebiliriz. “Dijital platformlar çağında bir kötülüğü, kötüler, kötülüğe meyilli olanlar, kötülükten menfaati olanlar ve iyiler yaygınlaştırır.”

İyi insanlar, neden kötülüğün daha çok insana ulaşmasını sağlarlar?

‘Kötülük’ içeren paylaşım yapanları genelde takip etmem veya fark ettiğimde listemden çıkarırım. Ancak, küfür, hakaret, spama başvurmaksızın bir fikri savunan kişileri, muhalifim bile olsa, takip ederim. Benim gibi düşünmeyen biri, düşüncemi başkasına anlatabilme yeteneğimi, farklılık karşısında doğru davranış gösterme becerimi, diğerini anlayabilme maharetimi geliştirmem için fırsattır.

Son günlerde yalan, hakaret, küfür, şiddet içerikli yazılar ve görsellerle daha sık karşılaşıyorum. Kötü paylaşımlarla neden bu kadar sık karşılaşıyorum; kötü tıynetli insanları listeme mi aldım veya onlar filtre ve engelleri aşarak bana mı ulaşıyorlar? Hayır. Aksine yalan, hakaret, küfür, fuhuş ve şiddeti hâvi paylaşımlar, kötülüğe karşı olan iyi insanlardan ulaşıyor. Onun için “Kötülüğü kim yaygınlaştırır?” sorusuna dijital çağ için “İyiler de maalesef kötüyü yaygınlaştırır.” ilavesini yapmak durumunda kalıyorum.

Geçtiğimiz hafta Facebook duvarıma, kepaze bir görsel düştü. İyi bir arkadaşım eleştiri amacıyla paylaşmış. Aynı paylaşımı, bir hafta içinde 30-40 defa daha gördüm. O görselle her karşılaştığımda kimin paylaştığına baktım, hepsi iyi insandı. Sanıyorum ‘iyi insanlar’ şunu atlıyor. Kötülük, kötülenerek de olsa çoğalmak ister. Çoğalıyorsa, tepki almak hatta cezalandırılmak onu rahatsız etmez. Şeytani refleks budur çünkü. Şeytanın hoşuna gidecek yöntem, bir kötülüğü fahiş söz ve küfürle kötüleyerek paylaşmaktır.

“İyi insanlar neden kötülüğü çoğaltıyor?” sorusu önemli. “Kötü olduğunu göstermek için.” diyorlar. Oysa kötülüğü engellemenin yolu ‘engel’ olmaktır, çaresizce yaymak değildir. Engel olmanın ilk adımı, kötülüğü yapana bir şeyler söylemektir. Kötülüğü, panik halde paylaşanlar, kötülüğün sahibine çoğu kere bir söz söylemeden paylaşımlarını yapıyorlar. “Sizden biri, bir kötülük gördüğünde…” diye başlayan hadiste yol-yordam anlatılırken, “O kötülüğü yayın ki, sahibine ders olsun.” denmiyor. Çünkü bahsedilen kötülük ‘eskilerin geride kalmış hikâyesi’ değil, henüz yayılma istidadı var. Bir kötülüğe karşı şunları yapmak gerekir: Yayılmasına engel olmak; yapana işinin kötü olduğunu anlatmak, tepki göstermek ve onu yalnızlaştırmak; yasal yollara başvurmak. Bunları yapmayarak çaresizce yaymak iyilik değildir. İyi insanların kötülüğü çoğaltmasının bir gerekçesi de görsellik çağının karakterinde gizli. Tık almak bazen iyileri de sarıyor maalesef.

Dijital platformları terk edersem, bunda iyilerin kötülüğü yayma şuursuzluğunun payı olacak. Engel olmak için kötülüğü göstermek veya anlatmak bazen gerekir ancak iyilerin paylaşımlarında, kötülüğün yaygınlaşmasını, normalleşmesini, belirginleşmesini sağlayacak derecede kötülükler iyiliklerden fazla yer kaplıyorsa düşünmek gerekmez mi? Son cümle şöyle olsun: Emr-i bi’l ma’rûf ayetinde, iyilik önce zikredilir. İyilik olmadan kötülüğü yenemeyiz.

.

5 Şubat 2017, Yeni Birlik Gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir