Hakkımda

Çocukların kayıp çağı mı?

Etrafımıza bakınca çocuklarımız için ne kadar çok endişeleniyoruz değil mi? İnternet çocuklarımız için kötülük saçıyor; sanalda aldatılan ve kötülük ağına düşürülen çocuk haberleri alıyoruz her gün. Çocuklarımızın vakitleri bilgisayar klavyesinde tepinmekle geçiyor.

Çoğunluğu marka bağımlısı oldu; ayranın, şerbetin adını bilmiyorlar ama cola, pepsi, cips olmadan gün geçirmiyorlar.

Babaannesinin ördüğü çorabı veya eldiveni buruşturup kenara atarken vitrinde gördükleri cafcaflı basit bir şeye hemen cüzdan boşaltmamızı istiyorlar.

Dahası var. Eski olan her şey yeni nesle hor görünüyor; edep bildiklerimize “baskı”, ataların değer verdiklerine “bana göre değil”, dinin övdüğü veya istediği şeylere de “şimdi zamanı değil” deyip geçiştiriyorlar.

Uyuşturucu canavarı artık çocuklarımızı birer av görmeye başladı, madde bağımlılığında yaş giderek küçülüyor.

***

Çocuklarımız nereye gidiyor, nereye doğru koşuyor? İstikbalimiz olacak bir yoldalar mı yoksa tüketim çılgını birer marka avcısı mı oluyorlar?  Çocuklarımız çok mu tehlikede, herkes çocuğuna az da olsa şüphe ile mi bakmalı?

Hayır, bu kadar kötü değil her şey. Kötülüklerin çoğaldığı ve kılıktan kılığa girerek her yerde karşımıza çıktığı doğrudur.

Yanlış olan, bütün bunları o masum çocuk yüreklerin suç hanesine yazarak onlara şüphe dağlarının arkasından bakmaktır.

Hâlbuki çocuk yine çocuk, yine masum. Çocuk yine çiçek, yine ciğerpare, yine candan bir parça. Çocuk yine gülümsüyor. Çocuk yine oyuncağı seviyor, anneyi seviyor, babaya güvenle bakıyor. Çünkü çocuk her zamanki gibi fıtrat üzerine doğuyor.

Fıtratın kaç anlamı var ki…

Kaç anlamı olursa olsun fıtratın, doğalın ve masumluğun ilk anlamı “çocuk.” Çocuk olmasa birçok kelimeyi açıklamak zor olurdu.

***

Çocuğu bekleyen hiçbir tehlike ondan değil, onun yüreğinden değil ve onun ihmalinden değil. Çocuğun aklından geçmez ki bu kadar kötülük, yüreğine sığmaz ki bu kadar şer iş. Kötü şeylerin en iğreti durduğu yaşlar çocuk yaşlarıdır.

Büyükler her şeyi bozuyor, sonra da “bu çocuklar ne kadar kötü” diyorlar. Büyükler hiçbir şeyi korumuyor bir de “ne biçim çocuk bunlar” deyip duruyorlar. Sonra da durmadan çözüm arıyorlar çocukları korumak için. Toplantılar yapıyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar. Büyüklük bu değil ki.

Bu çağ, çocukların kayıp çağı değil. Çocuklar, bütün masumiyetleri ile zamanı biraz daha yaşanılır hale getiriyorlar. Onların sayesinde nice huzurlara erişiliyor, nice dualar kabul oluyor.

Çocuklar güzellikler peşindeler, çünkü onlar güzel. Çocuklar masumiyet peşindeler, çünkü onlar masum. Çocuksuluk direniyor. Bu çağ, sadece büyüklerin kayıp çağı şimdilik.

*

Yazının ilk hali 3 Mayıs 2008’de Milli Gazete’de yayınlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir