Hakkımda

Anne öyle değil, baba yanlış yaptın!

 
Anne, metrobüse binecektir ama bir türlü elindeki AKBİL’i önündeki makinenin dokunmatik bölümünü bulup dokunduramaz. Yanındaki çocuğu imdadına yetişir “Uff anne, o öyle değil, ver bana” diyerek annesinin elindeki Akbili alarak bir çırpıda işlemi yapar.

Baba akşam yorgun argın işten evine döner, koltuğuna uzanır, TV kumandasını eline alarak haberleri izlemek ister. Ama aradığı kanalı bulamaz. Çünkü kanallar evdekiler tarafından gündüz yeniden ayarlanmıştır. Evin delikanlısı hemen muzipçe  “Dur baba ben sana bulayım” diye seslenerek gelir, babasının izleyeceği kanalı açıverir.

Kandil gecesidir. Baba da herkes gibi arkadaşlarına mesaj atmak ister. Evin büyük kızına seslenir: “Kızım, gel de şu mesajları beraber atalım, ben karıştırırım yine.”

Babaanne her ay banka kuyruğunda beklemekten bıkmıştır. Torununa sokularak kısık sesle konuşmaya başlar: “Bak kızım, dün komşu söyledi, benim aylığı bankaya gitmeden de alabiliyormuşum. Sen bu işleri bilirsin, hadi bana yardımcı ol, bak sana istediğini alacağım.”

Anneanne diğer torunundan yardım istiyordur o an: “Kızım, hani geçen gece Almanya’daki teyzenle senin bilgisayardan konuşmuştuk ya… Yine konuşalım bu gece…”

“Baba bir türlü öğrenemedin, anne yine beceremedin, dede yine yanlış yaptın, abla eksik biliyorsun, amca artık o öyle değil, dayı sen de mi bilmiyorsun” tarzındaki cümleler her evde, her ailede sık duyulan “ev seslerin”den oldu.

Sizce, bir tuhaflık var mı bu gidişatta? Karışık olduğu kesin. İşlerin zaman gelip böyle olacağı sadece masallarda söylenirdi. Hatırladınız değil mi şu tekerlemeyi;

“Evvel zaman içinde kalbur saman içinde
Develer tellal pireler berber iken
Ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken…”

Dedesinin beşiğini sallama potansiyeline sahip olabilen torun, anne ve babasına dünyanın kaç bucak olduğunu elbette öğretebilecektir.

Şu tekerleme de hoş;

“Bir varmış bir yokmuş. Evvel za­man içinde, kalbur saman içinde, keçiler berber iken, develer tellal iken, mandalar hamal iken, horoz­lar imam iken. Ben dedemin beşi­ğini, tıngır mıngır sallar iken. Anam kaptı yarmayı, ben kavradım sarma­yı-Anam dedi bırak sarmayı. Ben dedim, sen de bırak yarma­yı. Anam bı­raktı yarmayı.”

Çocuk “bırak anne” diyor, anne de bırakıveriyor; ötesi yok.

Büyükler “Çocuk eğitimi nasıl olacak, yavrularımızı nasıl eğitelim, onları dünyaya nasıl hazırlayalım” diye düşünedursunlar, çocuklar büyüklerini çoktan eğitmeye başladılar bile.

Dedeler şimdilik torunlardan, baba ve anneler de oğullarından hayatı öğreniyorlar; dede beşiğinin torun tarafından sallandığı günler de yakında gelir, bekleyin görün.

Haydi, büyükler ders başlıyor, gecikmeyin, çocuğunuzdan azar işitmek var işin sonunda.

 

Kaynak: Milli Şuur Dergisi, 2008 yılı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir